Ana Sayfa WebTurkiye®Resim WebTurkiye®Muzik
Geri Dön   Web Türkiye Portal >
EĞİTİM & E - KİTAP & KİTAP
> Kitap > Yazarlar ve Röportajlar
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Takvim Bütün Forumları okunmuş kabul et


Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 29-09-2007, 21:37   #1
MerveM
Co Administrator
 
MerveM - ait Avatar
 

Üye No : 13105
Mesajlar : 18.802
Üyelik Tarihi : 10.04.2006

Bulunduğu Yer : Güven denilen bir olgunun uzak olmadığı yerden..


Tecrübe Puanı : 5000
Karizma Puanı : 350378
Karizma Derecesi
MerveM Yüksek SeviyeMerveM Yüksek SeviyeMerveM Yüksek SeviyeMerveM Yüksek SeviyeMerveM Yüksek SeviyeMerveM Yüksek SeviyeMerveM Yüksek SeviyeMerveM Yüksek SeviyeMerveM Yüksek SeviyeMerveM Yüksek SeviyeMerveM Yüksek Seviye

Hüseyin Su: Hece ve Heceöykü dergilerinin düşünce ve sanat antenleri, evrensele ayarlıdır!


Gerek Hece dergisi, gerekse Heceöykü dergisi, bütün alanlarda Türk edebiyatının bilânçosunu çıkarmaya, bütünüyle Türk edebiyatını kuşatmaya talip; hem de elyordamıyla değil, bilinçle, bilgiyle, özgüvenle; çünkü, düşünce ve sanat antenlerimiz evrensele ayarlı!...

Suavi Kemal YAZGIÇ


• On yılı aşkın bir süredir devam eden Hece dergisinin yanı sıra bir de öykü dergisi yayınlamaya neden gerek gördünüz? Heceöykü hangi yayın ilkelerini benimsiyor?

Dergi de olsa, kitap da olsa bir yayın, yayınlanma nedenini, manifestosunu, amacını, ancak yayın süreci içinde ortaya koyduğu sanat, edebiyat, kültür ve düşünce varlığıyla ve yine bu çerçevede belirginleştirdiği yazınsal ve düşünsel yayın portresiyle açıklar ya da cevaplar. En azından böyle olması gerekir; bunu başaramayan yayınlar daha çok olsa da ilke olarak böyle olması gerekir... Elbette her yayın için daha işin başında, yola çıkılırken etrafında toplanılan bazı düşünsel, kültürel, sanatsal ilkeler ve amaçlar vardır. Böyle olmasa, neden birçok yazar, sanatçı bir araya gelme ihtiyacı duyusun ki... Bu nedenle de dergiler yayımlanırken, yayınevleri kurulurken, çoğu düşünce ve sanat bağlamında tam anlamıyla birer manifesto niteliği taşımasa bile kaygılarını, amaçlarını, kimi sanat, edebiyat ve düşünce ilkelerini dile getiren sunuş bildirileri yayımlarlar. Hatta böyle sunuş bildirileri olmadan ilk sayıları yayımlanan dergiler edebiyat dünyasında yadırganır bile. Bu bildirilerin kimileri umut vadeder, beklentilere yol açar, kimilerinin dile getirdiği iddialar ve eleştiriler okuru, sanat ve edebiyat çevresini gülümsetir, kimileri de gerçekten alanlarındaki düşünce, sanat, kültür ve edebiyat ortamının ihtiyaç duyduğu düşünsel müdahalelerdir; bu tür yaklaşımlar, giderek bir ize, çizgiye ve besleyici bir damara dönüşür. Dergilerin ilk sayılarındaki sunuş bildirileriyle son sayılarındaki veda bildirilerine ve bu arada yayımlanan bütün sayılarıyla ortaya koydukları sanat, edebiyat ve düşünce birikimlerine bakıldığında, çoğu zaman, çoğu dergilerin sunuş bildirilerindeki iddiaların boşlukta kaldığı, veda bildirilerinde ise hep bir hüzün görülür. Sözü sorunuzdaki Hece dergisinin yanında bir de Heceöykü dergisi yayımlamaya neden gerek gördüğümüz konusuna getirmek istiyorum. Sorunuzu cevaplarken de, bugüne dek, yirmi sayısıyla Heceöykü dergisinin ortaya koyduğu toplamdan daha büyük konuşmak istemiyorum; ihtiyatlı konuşmaya çalışmamın nedeni bütünüyle budur. Bir yerde daha söylediğimi hatırlıyorum: Bir edebiyat dergisinde doğal olarak şiirden öyküye, denemeden incelemeye, tiyatro eleştirisinden roman eleştirisine, kültür, düşünce, sanat, siyaset tartışmalarına, kitap tanıtımlarına... kadar hemen her türde ürün yayımlanmak durumunda. Genel edebiyat okuru açısından bakıldığında bunun çok güzel yanları da var elbette. Bir dergide her okur, okuyabileceği ürünler bulur. Yazar açısından ve bir tür açısından bakıldığında önemli ölçüde sınırlayıcılık getiriyor bu durum. On tane şiirin yayımlandığı bir dergide bir, en çok da iki öykü yayımlanır genel olarak. Hemen her türdeki ürünler için böyledir bu durum. Oysa bir öykü ya da şiir dergisinde, hem ürünler hem yazarlar hem de türler açısından çok yararları olduğunu düşündüğüm bir özgürlük sözkonusu. Örneğin yüz altmış sayfalık bir şiir ya da öykü dergisinde, o türe ait yalnızca bol öykü yayımlanmakla kalınmaz, ortaya konan ürünlerin ve türün tarihsel, güncel sorunları da enine boyuna tartışılır, açılım imkanı doğar. Bir edebiyat dergisinde kendisine yer bulamayan türe ait mekanizmaların hepsi de çalışır. Öncelikle böyle düşünceler taşıdığmız için Heceöykü’yü bir tür dergisi olarak yayımlama gereği duyduk. Heceöykü’nün yayın ilkelerini elbette öncelikle bir ‘öykü dergisi’ oluşunun gerekleri belirledi. İkinci belirleyici neden ise, doğal olarak dergiyi yayımlayanların edebiyat anlayışları, taşıdıkları düşünsel, sanatsal hassasiyetleri ve Türk edebiyatının dününden yarınına tuttukları kuşatıcı ve kavrayıcı açıdır: Bu da, Heceöykü dergisinin, Türk öykücülüğünün soykütüğünü çıkartıp ortaya koymasıdır. Heceöykü’nün ilk sayısından itibaren bu ‘yayın nedenleri’nin ve amacının belirleyici olduğunu ve yirmi sayısıyla dört yıllık birikimine bakıldığında da görülebileceğini düşünüyorum; edebiyat ortamındaki bütün kadirbilmezliğe rağmen düşünüyorum...

• Öyküyle ilgili belli bir anlayış ya da ekolle sınırlanamayacak bir yayın politikanız var. Heceöykü’nün bu tutumu neden kaynaklanıyor?

Hem yazar hem okur hem de bu ülkede yaşayan bir insan olarak Türkiye’deki edebiyat ortamından en büyük şikayetim, ‘Türk Edebiyatı Başlığı Altında ve Türkçe Edebiyat Yapmak Bilinci’ diye özetleyebileceğim bir sanat, edebiyat ve düşünce yaklaşımından hemen her kesimin yoksun oluşudur. Bu yoksunluk, yazarlarımızı da okurlarımızı da ve bütünüyle edebiyatımızı da her geçen gün biraz daha yoksullaştırıyor. Elbette bu genel başlık, siyasal düşünüş, inanç ve edebiyat anlayışları açısından sınırlayıcılığa, tekdüzeliğe yolaçmayacaktır; tersine zenginliğe, konuşabilme becerisine yolaçacaktır. Bizim edebiyat ortamımızda ne yazık ki tersine işliyor bu durum. Hece dergisi, Heceöykü dergisi ve Hece Yayınları, edebiyat ortamımızdaki bu müzmin marazdan bilinçle uzak durmak için çaba gösteriyor, bu kısır ve edebiyat dışı çemberi aşacak bir edebiyat anlayışıyla yayımlanıyor. Bizim de bir dünya görüşümüz, inançlarımız ve edebiyat anlayışımız var elbette. Sözünü ettiğim yayın politikamızı, duruşumuzu ve özgüvenimizi de bu bakış açımızdan alıyoruz. Edebiyatın ve sanatın asıl belirleyicisi, beslendiği kaynak sahih, koplekssiz bir ortam ve atmosferdir. Dergilerimizin edebiyatımızın geleceği açısından öncelikle başarması gereken de budur. Her zaman mahalle takımında oynamak rahatlığından doğan iyi ya da büyük oyuncu kurutusundan kurtulmanın yolu da budur. Bir milletin edebiyatı; sağ, sol, sağiçi alt kümeler, soliçi alt kümelerden ibaret olamaz; böyle sananlar, Türk edebiyatının bütünlüğünden habersiz olanlardır. Gerek Hece dergisi, gerekse Heceöykü dergisi, bütün alanlarda Türk edebiyatının bilânçosunu çıkarmaya, bütünüyle Türk edebiyatını kuşatmaya talip; hem de elyordamıyla değil, bilinçle, bilgiyle, özgüvenle; çünkü, düşünce ve sanat antenlerimiz evrensele ayarlı!...

• Heceöykü’nün Türk öykü dergiciliği içinde nasıl bir birikim oluşturduğunu, öykü geleneğimize neler kattığını düşünüyorsunuz?

Heceöykü dergisinin de, Hece dergisi gibi daha yola çıkarken, Türk edebiyatının/Türk öykücülüğünün geneli için tasarlanmış bir proğramı vardı. Duygusal/hevaskâr, yazdıklarımızı yayımlamak gibi saiklerle yola çıkılmadı. Hece dergisinin ilk sayısından itibaren düşünce ve kalem emekleriyle bir yürüyüşü birlikte gerçekleştirdiğimiz arkadaşlarımızdan Ömer Lekesiz, Cemal Şakar ve Necip Tosun’un Türk öykücülüğü bağlamındaki birikimleri ve ayrıca da Heceöykü’nün amaçlarını gerçekleştirmesindeki emekleri geldiğimiz yer açısından son derece önemlidir. Türk öykücülüğünün sorunlarının, birikiminin ve öykücülerimizin yazdıklarının bir toplam içinde ele alınıp değerlendirilmesi, belki de bir öykü dergisinin yapması gerekenlerin en başında geleni olarak gördüğümüz önlerine ışık tutmak anlamında bir ‘öykü yayını’ yapılması, Heceöykü dergisinin ilkelerinin ilk maddesiydi. Dört yıldan beri, yirmi sayıdır, bu ilkemizden ödün vermeden yayınlandı Heceöykü dergisi. Her sayı mutlaka bir, bazen iki dosya ile yayımlandı. Bu dosyaların hiçbirisi de rasgele yayınlanmış dosyalar değildi, önceden ve Türk öykücülüğü açısından bir plan ve proğram dahilinde öykü teorisi, öykü tarihi, öykümüzün tematik ve teknik özelliklerine, sorunlarına ilişkin tasarlanmış dosyalardı hepsi de. Örneğin ilk sayımızın dosya konusu; ‘Öykünün Kuramsal Bağlamı’ başlığını taşır. Daha sonraki dosyalarımızdan bazılarını da anayım izninizle: Öykümüzün Tarihsel Bağlamı, Öykümüzün Modernleşme Süreci, Öykümüzde Toplumcu Gerçekçilik, Türk Öykücülüğünde ‘Ada’lar, Varoluşçu Bunalım Öyküsü, Kadın Öykücüler, Yetmişli Yıllarda Türk Öykücülüğü, Seksen Sonrası Türk Öykücülüğü, Öykümüzde Metafizik İzlek, Türk Öykücülüğünde Sosyal Değişme, Öykümüzde Batılılaşma/Yabancılaşma, Türk Öykücülüğünde Aşk, Türk Öykücülüğünde Ölüm, Türk Öykücülüğünde Mekan 1-2, Öyküde Sözcük Ekonomisi: Kısa Kısa Öykü 1-2... Bundan sonraki sayılarımızda da yine bir plan ve proğram dahilinde dosyalar yayımlamaya devam edeceğiz. Heceöykü’nün Türk öykücülüğüne çok önemli bir katkısı da, âdeta yazınsal hayatını öykü eleştirisine, incelemesine ve tarihine ayıran arkadaşımız Ömer Lekesiz’in bir yazı arısı gibi çalışması ve büyük emekleriyle hazırladığımız, dört yıldır devam eden ve bu yılın sonuna dek bitirip kitap olarak yayımlamayı planladığımız Öykücüler ve Öykü Kitapları Sözlüğü’dür. Bu sözlük tamamlandığında, Türk öykücülüğünün en sağlam, en kapsamlı sayımı ve dökümü yapılmış olacaktır. Bugün itibariyle yedi ciltlik Heceöykü dergisinin birikimine bakıldığında Türk öykücülüğüne ne tür bir katkı sağladığı da görülecektir elbette...

• Heceöykü’nün içeriğiyle ilgili olarak öykü hakkında teorik ve eleştirel yazıların ürünlere göre daha çok yer aldığı şeklinde eleştiriler var. Siz bu yaklaşımı ve eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çok doğru bulmuyorum. Yalnızca Heceöykü’nün yaptıklarının bir yanını gören bir bakışın değerlendirmesi olabilir ancak. Heceöykü, her sayısı en az yüz altmış sayfa olarak yayımlanıyor. Kaldı ki yüz altmış sayfalık sayılarımız da çok azdır, genel olarak yüz doksan iki, bazen de yüz yetmiş altı sayfa olarak yayımlandı. Oran olarak bakıldığında öyle sanıyorum ki öykülerin oranı, diğer bölümlere göre daha çoktur. Biliyorsunuz Heceöykü’nün her sayısı; Öykü Gündemi, Öyküler, Dosya Konusu, Öyküler, İnceleme ve Eleştiri Yazıları, Öykücüler ve Öykü Yazarları Sözlüğü, Öykü Kitaplığı... bölümlerinden oluşur. Heceöykü’de öykü yazmaya başlayan burada adlarını sayamayacağım birçok öykücü var ve bu arkadaşlarımız bugün hem birer ‘öykücü’ oldular hem de yazdıkları kitaplık boyutlara ulaştı, bu arkadaşlarımızdan bazılarının kitapları da yayımlandı. Sözü şuraya getirmek istiyorum: Heceöykü dergisi, ürün dergisi olma özelliğini hiçbir zaman ikincil duruma düşürmedi; bir öykü dergisinin, yalnızca inceleme ve eleştiri kimliğiyle varolamayacağının bilincindedir. Ne ki, kendisini sınamayan, hesaba çekmeyen ve yalnızca ürünlerden ibaret olarak da kalmamalı hiçbir zaman.

• Bizde şiir ve öykü gibi belli alanlara, türlere has dergilerin en önemli handikaplarından biri de ömürlerinin birkaç sayı ya da seneyle sınırlı olması. Sizce bu neden kaynaklanıyor?

Genelde dergilerin, özelde de şiir, öykü gibi tür dergilerinin kısa ömürlü oluşlarının nedeni değil, birden çok nedenleri var kanaatimce. Edebiyat düşüncesinin ve kültürünün, okurları bir yana bırakın, yayıncılar ve yazarlar tarafından bile yeterince karanamayışı, özümsenemeyişi, hatta önemsenemeyişi bu nedenlerin başında geliyor. Edebiyat ve yazı, hevesle başlasa da, süreç içinde ve sonuçta bir heves işi değildir. Heves işi olarak anlayanların yazınsal hayatları da, hevesleri bittiğinde biter. Edebiyat ya da düşünce dergilerinin arşivleri karıştırıldığında, bu türden gencecik edebiyat heveskârlarının mezarlarıyla dolu olduğu görülür; bunların içlerindeki yetenekli insanların mezarları ise çok daha yürek yakıcıdır. Bu nedene bağlı olarak, bir edebiyat ve düşünce manifestosunu içselleştiremeden, bir kültür, sanat ve edebiyat geleceği tasarlamadan ve her koşulda bu tasarımın arkasında durma kararlılığına sahip olmadan yola çıkan her dergi girişiminin ömrü doğal olarak kısa olacaktır. Yazı, sabır işidir ve mahrumiyeti gerektirir. Yazar, kepçeyle değil, iğneyle, kalemin ucuyla kazarak ulaşır kuyunun dibindeki suya. Hayatın içindeki onca varlık karşısında mahrumiyete razı olmayan yazar, yazı ahlakıyla biçimlendiremez kendi hayatını. Bununla yoksulluktan sözetmediğim, yazarın yoksul olması gerektiğini söylemediğim anlaşılıyordur umarım. Hayat dışarda bütün şaşasıyla gürül gürül akarken birilerinin yazı yazması, öykü ve şiir dergileri çıkarması hiç de cazip bir iş olmasa gerek!... Daha sonra da tali nedenler gelir: Ekonomik sıkıntılar, okurların edebiyata gönül indirmeyişi, okumayan bir toplum oluşumuz, kitap yayınlama ve okuma oranının azlığı, kültürsüz politik, ekonomik, gündelik hayat içinde insanların bilinçle seçim yapamamaları ve elbette edebiyat ortamındaki bilinç körlüğü, kadirbilmezlik, sığlık, düzeysizlikler arasında rahat etme psikolojisi...







Lider dediğin

ATATÜRK gibi OLMALI.

Büyüklük odur ki kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın. Memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, seni yoldan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen burada direneceksin. Önünde sonsuz engeller yığılacaktır. Kendini büyük değil, küçük, araçsız hiç telakki edecek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacak, ondan sonra sana büyüksün derlerse bunu diyenlere güleceksin.




Oldu mu VATAN

Öldü mü EFSANE olmalıdır !







Yeni Türk Devleti ile Ankara Antlaşması' nın imzalanması nedeniyle; "Bizi arkadan vurdu, dağ başındaki haydutlarla, Mustafa Kemallerle anlaştı" diyenlere Fransız Başbakanının Mecliste verdiği cevap:
Dağ başındaki haydutlar diye isimlendirdiğiniz kahraman Mustafa Kemal ve O' nun tüm askerleri burada olsalardı teker teker hepsinin heykellerini dikerdik. Böylesine kahraman bir antlaşma imzalamaktan gurur duyuyorum. (1921)
Fransız Başbakanı BRIAND



MerveM şimdi çevrimiçi   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Türkiye Saatine Göre; Şu Anki Saat : 20:12


Telif Hakları vBulletin v3.7.0 Beta 3 © 2000-2009
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir...
www.webturkiyeportal.com

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0