Ana Sayfa WebTurkiye®Resim WebTurkiye®Muzik
Geri Dön   Web Türkiye Portal >
EĞİTİM & E - KİTAP & KİTAP
> Ödev ve Doküman Arşivi > Ödev Arşivi > Tıp
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Takvim Bütün Forumları okunmuş kabul et


Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 06-10-2007, 01:38   #1
rumma
VIP Member
 
rumma - ait Avatar
 

Üye No : 35098
Mesajlar : 9.939
Üyelik Tarihi : 9.12.2006



Tecrübe Puanı : 4159
Karizma Puanı : 366004
Karizma Derecesi
rumma Yüksek Seviyerumma Yüksek Seviyerumma Yüksek Seviyerumma Yüksek Seviyerumma Yüksek Seviyerumma Yüksek Seviyerumma Yüksek Seviyerumma Yüksek Seviyerumma Yüksek Seviyerumma Yüksek Seviyerumma Yüksek Seviye

Adale ve Kemiklerdeki Sır

Adale ve Kemiklerdeki Sır
Dr Mutlu KAĞAN


Çevreden gelen sesleri işitebilmek için yaratılmış olan kulak bilindiği gibi üç kısma ayrılabilir: Bunlardan diş kulak, seslerin toplanıp orta kulağa ulaştırılmasında; ortakulak, biraz sonra daha teferruatlı anlatılacağı üzere, dış kulak yolu ve dış kulak yolunun dışındaki yollardan gelen titreşimleri iç kulağa nakletmek ve dış kulaktan gelecek şiddetli ses titreşimlerinden iç kulağı korumak vazifelerini ifa etmektedir. İç kulak ise, orta kulaktan gelen bu ses dalgalarının, yarım daire kanalları İçerisindeki sıvı vasıtasıyle mekanik enerjiden elektrik enerjisine çevrilmesinde ve bunun sinirler vasıtasıyla beyne iletilip beyinde şifrelerin çözülmesinde ve bunlara ilaveten seslerin hafıza merkezlerinde depolanmasında ve sonuç olarak tam bir işitmenin vukua gelmesine hizmet eder. Demek ki kulak haricindeki işitme yollarını da hesaba katarsak tam bir işitmenin olabilmesi için asgarî 4-5 ayrı sistemin çalışmasına ihtiyaç vardır.

Orta kulağı meydana getiren teşekküller; kendisine gelen ses dalgalarını dış kulaktan alıp orta kulak kemikçiklerine ileten bîr kulak zarı, bu titreşimleri iç kulağa nakleden üç adet kemikçik, bu kemikçiklerin en küçüğünün tabanına isabet eden ve iç kulağa açılan oval ve yuvarlak pencereler, kulak zarının her iki tarafındaki hava basıncını muvazene halinde tutan bir borucuk (Östaki borucuğu) ve kulağın arka tarafındaki kemik içerisinde bir sürü boşluklardan yapılmış mastoid kemikten ibarettir.

Orta kulak boşluğu ve mücavir (komşu) boşlukların içerisi kübik titrek tüylü epitelle kaplıdır. Dikdörtgen şeklindeki orta kulak boşluğuna çok mühim organlar komşuluk eder. Bu yüzden orta kulak iltihapları zamanında tedavi edilmez ise mühim ihtilatlara da yol açarlar. Bu komşu organlardan en mühimleri; iç kulak, beynin atar ve toplardamarları, yüz siniri, bizzat beynin kendisi, v.s. dir.

Kulak zarı; dıştan çok katlı yassı epitel, içten titrek tüylü kübik epitel ile kaplı 8 mm genişliğinde, 10 mm uzunluğunda oval (e I i p s o i d) bir zardır. Mezkur iki epitel tabakası arasında uçlarda ve ortada incelen, ortaya yakın biraz daha kalın ve ortalama kalınlığı 0.1 mm olan, çekiç kemiği (kemikçikler sisteminin dıştan içe ilk kemiği) büyük kolu üzerine yapışmış çok mukavim bir tabakadan yapılmıştır. Bu tabaka dairevî ve şuavf liflerden yapılmıştır. Dairevî lifler, zarı adeta bir davulun kasnağı gibi çevreden saran sert tabakaya birbirlerini çaprazlayarak her iki kolları ile yapışırlar; bu yarım daire şeklindeki lifler zara gerginlik verirler. Bu liflerin kasılması ile çekiç kemiğinin büyük kolu kendi ekseni etrafında döner.

Kulak zarı; titreşimleri ancak dış yüzü ile alır. Belli frekanslarda çalışır, sesin geliş açısının titreşime tesiri yoktur. Herhangi bir taraftan gelen sesle titreşebilir ve saniyenin binde biri kadar bir süre içinde eski halini alabilir.

Kulak zarı ince bölgelerinde daha fazla titreşir. Fakat gene de titreşme amplitüdü (titreşimlerin zara verdiği yükselme ve alçalma) çok düşüktür. 2000 frekanslık bir ses için amplitüd 0,000045 cm. dir.

Bir kulak zarı ki saniyenin binde biri kadar bir süre zarfında titreşimini tamamlar ve her bir titreşiminde de mükemmel olarak halkedilmiş insan gözünün göremeyeceği mesafeleri katederse ve bu görevini bir ömür boyu sürdürürse acaba harika bir Sanatkâr'ın elinden çıkmış olmaz mı?

BİR KULAĞIN BAŞLICA KISIMLARI

Ortakulaktaki bu üç kemik, vücudun en küçük kemikçikleridir. Birbirleriyle eklem yapmış tarzda bir uçları kulak zarında, diğer uçları ise iç kulağa bakan oval pencereye tekabül eder tarzda birbirleriyle irtibat halindedirler.

Bilindiği gibi dış kulak yolu hava ile, iç kulak (*) boşluğu sıvı ile doludur. Hava yolu ile gelen ses dalgası şayet bu üç kemikçik olmasa idi iç kulağa şiddetinin ancak binde biri nisbetinde geçebilecekti. Bu İşe seslerin çoğunun duyulamayacağı anlamına gelirdi. Bu üç kemikçik kendilerine gelen ses titreşimlerini 999 misli çoğaltır ve böylece dış kulağa ses hangi şiddette gelmişse yine o şiddette iç kulağa intikal ettirilmiş olur.

Ses enerjisinin büyük kısmı kemikçikler yolu ile oval pencereye; az bîr kısmı da orta kulak boşluğundaki hava yolu ile yuvarlak pencereye İletilir. Vücudun en küçük kemikçiği olan üzengi kemiğinin ağırlığı sadece 1,2 mg. dır. Üzengi kemiği yarım daire kanalları içerisindeki sıvı üzerine ses enerjisi basıncının ritmine bağlı olarak, gidip gelen bir piston gibi tesir eder. Oval pencereye bakan üzengi kemiği tabanı içeriye doğru hareket ederken; yuvarlak pencereyi örten yuvarlak zar da dışarı doğru kabarır. Oval ve yuvarlak pencereleri örten yapılardaki bu çift faz hareketi olmasa İdi sert kemik labirenti İçerisindeki iç kulak sıvısının titreşmesine imkân olmazdı. Sıvının hareket etmemesi ise işitmenin meydana gelmemesi demek olurdu.

Acaba fısıltı halinde konuşulan sesler nasıl duyulur? Bu iş için ortakulaktaki kemikçikler zincirine bağlı bir adelecik vazifelendirilmiştir. Bunlardan, m. tensor timpani (kulak zarını geren adale) kulak zarındaki çekiç kemiğinin boynuna yapışarak kulak zarını germekte ve düşük şiddetteki seslerin duyulmasına sebep olmaktadır.

Ya çok şiddetli gürültüden korunmak nasıl olur? Bu vazife ise insan vücudunun en küçük adalesine tevdî edilmiştir. M. stapedicus denen bu adale üzengi kemiğine yapışır. Vazifesi ânî ve yüksek şiddetteki ses dalgalarına karşı refleks olarak üzengi tabanını oval pencereye sabitleştirerek iç kulağı bu gürültüden korumaktır.

Kulak zarının normal titreşimlerinin sağlanabilmesi için dış ortamla orta kulak arasında hava basıncı farklı olmamalıdır. Bu basınç eşitliğinin sağlanabilmesi için ortakulağı yutağa birleştiren östaki borusu vazifeli kılınmıştır. Boğazdaki tükrük, kusmuk, v.b. şeylerin yatar vazıyette kulağa gitmemesi ve hastalığa sebep olmaması için boru 160° lik açı yapar. Östaki borusunun orta kulağı havalandırma görevi yanında, boşaltma vazifesi de vardır, östaki borusunun kapalı olduğu durumlarda kulakta aşikâr bir işitme azlığı ortaya çıkar.

Küçücük bir alanda, ufacık adale ve kemikçiklere tevdi edilen bu sır ve bu sayede işitmenin bir bölümünün husulü insanı derin düşüncelere sevketmeye yetmez mi?



______________________

(*) İÇ KULAK: Etrafını çevreleyen kemikler içinde bir seri bölmelerden (kemik labirent) meydana gelir. Kemik labirentin içinde zar labirent vardır. Zar labirent birbiriyle birleşen torbalar ve kanallardan meydana gelmiş olan kapalı Dır sistemdir. Zar labirentin içi "endo limfa" denilen bir sıvı ile doludur. Zar labirenti kemik labirenti dolduran ve "perilimfa" denilen bir sıvı çevreler. Zar labirent "utrikul" ve "sakkul" adı verilen iki torbadan ibarettir. Sakkul, iç kulağın işitme ile ilgili kısmı olan "koklea" kanalıyla devam eder. Koklea kanalı uzun, boynuza benzer ve salyangozun yanında perilimpa içinde kıvrılmış bir kısımdır. Utrikule ilişik üç tane yarım daire kanalları vardır. Yarım daire kanalları utrikul ve sakkul ile beraber denge duygusu ile alakalıdırlar. Koklea kanalı salyangozun bir yanında bulunur ve spiral lamina denilen bir çepere bağlıdır. Spiral lamina salyangozu vestibuler kanal ve timpanik kanal olarak İkiye ayırır. Bu iki kanal salyangozun tepesinde bulunan küçük bir delik ile birbiriyle birleşirler. "Söbü pencere" özenginin git-gel hareketleri ile harekete geçer. Bunun hareketleri vestibuler kanalın dibinde bulunan perilimfayı etkiler. Timbanik kanalın alt kısmında yuvarlak pencere denilen bir yer vardır. Vestibuler kanal içindeki sıvıdaki basınç değişmeleri timpanik kanala intikal eder. Söbü pencerenin (özengi ile itilerek) içeri doğru şişdiği her anda yuvarlak pencere dışa doğru şişer. Salyangozdaki basınç değişmeleri, spiral laminanın bir kısmı olan, basiller zarda bulunan küçük duyu tüylerini etkiler. Tüy hücreleri sinir liflerine bağlıdır. Tüylerin hareketleri neticesi meydana gelen "impuls" lar sinir lifleri yolu ile işitme sinirine buradan da beyine ulaşır. Beyin gelmiş olan bu haberleri ses haline geçirir. Kulak işitmez ancak ses dalgalarını alır ve beyine ulaşdırır.





.




son gülen iyi gülecek...

Ama dua edin o gün henüz mahşer olmasın!

(C.Zarifoğlu)






rumma Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Türkiye Saatine Göre; Şu Anki Saat : 17:39


Telif Hakları vBulletin v3.7.0 Beta 3 © 2000-2009
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir...
www.webturkiyeportal.com

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0