![]() |
|
|||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Takvim | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
![]() |
|
|
Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 |
|
Co Administrator
![]() Üye No : 13105
Mesajlar : 18.803
Üyelik Tarihi : 10.04.2006
Bulunduğu Yer : Güven denilen bir olgunun uzak olmadığı yerden..
Tecrübe Puanı : 5000
Karizma Puanı : 354674
Karizma Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ve nihayet 88'inde Nobel'i de aldı
Kitaplarıyla birçok kadının hayatını değiştiren Doris Lessing'in nihayet Nobel Edebiyat Ödülü'nü de alması hayatında hiçbir şeyi değiştirmedi. Bu ödül, 22 Ekim'de 88 yaşına basan 'büyükanne' için sadece beklenmedik bir doğum günü hediyesi oldu. Doris Lessing'in zamanın eğitim görmemiş, korkak, sesi çıkmayan kadınına hitaben yazdığı ilk dönem romanlarında verdiği; ''Ne okuduğun önemli değil...Yeter ki bir şeyler oku, kafanı çalıştır. Ayrımcılığı keşfedeceksin...'' mesajının ilhamıyla geç yaştaki birçok kadın, üniversite eğitimine başladı. Nobel'in verilmesine gerekçe gösterilen eseri Altın Defter'i okuduktan sonra yaşama yeniden başladıklarını söyleyen kadınlar oldu. Lessing'in yazdıklarında tutkulu politik yanı öyle güçlüydü ki sadece kendi neslini etkilemedi. Bugün gençler de yazdıklarından heyecan duyuyor. Yazar da gençlerle iletişiminin iyi olmasından son derece mutlu. Bir karşılaşmamızda; ''Yaşlılardan sıkılıyorum, gençlerle iletişim kurmak hoşuma gidiyor,'' demişti. Zaten onunla sohbet ederken yaşlı bir kadının yanında olduğunuzu hissetmiyorsunuz. Sanki okurlarına ilham vermeye yıllarca devam etmeye kararlı olduğu hissini veriyor. Doris Lessing, romanlarının 50'den fazlasında beyazların siyahlara karşı adaletsizliklerini işledi. Cinslerin kalıplaşmışlığına karşı durdu. Afrika'daki tecrübelerine dayandırdığı derinlemesine otobiyografik romanlarında, çocukluk anılarının yanı sıra dönemin politiklarıyla kendi ilişkisi ve sosyal endişelerini de karakterlerine yükledi. EVLİLİĞİ BAŞARAMADI İki ciltlik otobiyografisinin ilki olan Under My Skin'de (Tenimin Altında) 13 yaşında rahibeler okulundan atıldığı Zimbabwe'deki çocukluğunu anlatırken, erken yaşta resmi eğitimi bıraktıktan sonra, her konuda okuyarak kendi kendini eğitmeye devam ettiğini yazar. 19 yaşında evlendiği Frank Wisdom'dan bir oğlu ve bir kızı olan Lessing, evliliğin kendisini tahrip ettiği düşüncesiyle henüz beş yaşın atında olan iki çocuğunu ve eşini terk ederek, Sol Kitap Kulübü'ne katılır. Orada tanıştığı komünist Alman Gottfried Lessing'le evlenir. Uzun sürmeyen ikinci evliliğinden de oğlu Peter doğar. İkinci eşiyle de olmayınca oğlu Peter'ı yanına alarak 1949'da Londra'ya göç eder ve profesyonel olarak yazmaya başlar. Doris Lessing, 1950'lerde ünlü yazar ve artistlerin ortamı Soho'nun göz alıcı ve alkolün su gibi tüketildiği ortamından oğlu Peter sayesinde uzak durduğunu ve bu durumun devamlı yazmasına yardımcı olduğunu söylüyor. Türkçede Doris Lessing 25 Ekim 2007 Afrika Öyküleri / Kaynak Yay. (1985) Sevme Alışkanlığı / Mitos Yay. (1990) Beşinci Çocuk / Afa Yay. (1990) Siyah Madonna / Ayrıntı Yay. (1991) Terörist / Afa Yay. (1992) Gene Aşk / Can Yay. (1997) Altın Defter / Can Yay. (1998) Argostaki Kanopus Arşivleri I. / Şikasta / Çiviyazıları Yay. (1999) Argostaki Kanopus Arşivleri II / Evlilikler / Çiviyazıları Yay. (2000) Argostaki Kanopus Arşivleri III / Sirius Deneyleri / Çiviyazıları Yay. (2000) Argostaki Kanopus Arşivleri IV / Sekizinci Gezegen / Çiviyazıları Yay. (2001) Mara ile Dann / Can Yay. (2001) İçinde Yaşamayı Seçtiğimiz Hapishaneler / Çitlembik Yay. (2003) Türkü Söylüyor Otlar / Can Yay. (2004) Tenimin Altında / Dünya Kitapları (2006) Altın Defter'in etkisi büyük 25 Ekim 2007 Küçük kasaba ırkçılığından boğulan bir kadının hikâyesini anlattığı ilk romanı Türkü Söylüyor Otlar (The Grass is Singing), 1950'de yayınlandığında büyük başarı elde etti. Onu takip eden otobiyografik romanı, Altın Defter ile zirveye çıktı. 1962'de yayınlanan kitap, feminist hareketin temel taşı oldu. Altın Defter, Londra'da yaşayan boşanmış yazar Anna Wulf'un hikâyesidir. Anna'nın erkek, kadın, çocuk, politika ve kendisiyle ilişkisi etrafında, zamanın modern ve özgür olarak ayakta kalmaya çalışan kadınını anlatır. Her ne kadar yazar ''Otobiyografik değil," dese de Anna, aslında Lessing'in kendisi... Anna, hayatı için sorumluluk alır; işine, cinselliğe, anneliğe, siyasete özgürce sarılmıştır. Romanın çıkardığı gürültünün kendisi için sürpriz olduğunu söyleyen Lessing, "Kitabı yazarken kışkırtıcı olduğunun bilincinde değildim. Katıldığım tüm siyasi hareketlerde kadın sorunları hakkında konuşan kadınları dinlemiştim, erkek sorunları da vardı. Onların özel hayatlarının konuşmalarını yazdığımda insanlar afalladı. Sanki yazılana kadar öyle bir şey yoktu,'' diyor. Lessing'in romanlarında özgürlük, eğlenceli bir gezinti değil. Düşünen, aklı olan kadının çıkması gereken bir yolculuk...
![]() Lider dediğin ATATÜRK gibi OLMALI. Büyüklük odur ki kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın. Memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, seni yoldan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen burada direneceksin. Önünde sonsuz engeller yığılacaktır. Kendini büyük değil, küçük, araçsız hiç telakki edecek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacak, ondan sonra sana büyüksün derlerse bunu diyenlere güleceksin. ![]() Oldu mu VATAN Öldü mü EFSANE olmalıdır ! ![]() ![]() Yeni Türk Devleti ile Ankara Antlaşması' nın imzalanması nedeniyle; "Bizi arkadan vurdu, dağ başındaki haydutlarla, Mustafa Kemallerle anlaştı" diyenlere Fransız Başbakanının Mecliste verdiği cevap: Dağ başındaki haydutlar diye isimlendirdiğiniz kahraman Mustafa Kemal ve O' nun tüm askerleri burada olsalardı teker teker hepsinin heykellerini dikerdik. Böylesine kahraman bir antlaşma imzalamaktan gurur duyuyorum. (1921) Fransız Başbakanı BRIAND |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|