Ana Sayfa WebTurkiye®Resim WebTurkiye®Muzik
Geri Dön   Web Türkiye Portal >
EĞİTİM & E - KİTAP & KİTAP
> Ödev ve Doküman Arşivi > Ödev Arşivi > Sosyal Bilgiler & Bilimler
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Takvim Bütün Forumları okunmuş kabul et


Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 29-10-2007, 12:43   #1
fatos_fatos
cCc Türk Kızı cCc
 
fatos_fatos - ait Avatar
 

Üye No : 4683
Mesajlar : 10.411
Üyelik Tarihi : 17.10.2005

Bulunduğu Yer : cCc*TÜRKİYE*cCc


Tecrübe Puanı : 2704
Karizma Puanı : 218072
Karizma Derecesi
fatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviye

Olumlu Düşünme

Olumlu düşünme koşullara, mizaca veya zekaya bağlı olmaksızın herkes tarafından öğrenilebilir! Başarılı insanı belirleyen ilk özellik, TUTUMUDUR! Kişi olumlu tutum ve düşüncelere sahipse, zorluklarla uğraşmayı seviyor ve onların üstesinden gelmekten haz duyuyorsa, başarılarının yarısını gerçekleştirmiş sayılır! İnsanlar arasındaki fark, ufaktır! Ancak bu fark , büyük farklılığa neden olur! Ufak fark, TUTUMLARDADIR! Büyük farklılıksa, bu tutumun OLUMLU veya OLUMSUZ olduğudur! Olumlu düşünmenin büyük adımlar attıran kabul edilmiş biçimi, insanlara düşüncelerini yeniden düzenleme ve hayatlarını daha iyi yapma konusunda mükemmel bir kavramdır! Yaşamlarımızda büyük çaplı bir değişikliği başarmada bize yardımcı olan cevaplardan biridir! Hemen hemen yolun çoğunu onunla gideriz ama hepsini değil! Bir derenin iki tarafı arasındaki mesafenin yüzde doksanını atlamaya benzer! Karşı tarafa neredeyse ulaşırız!

Fakat, yalnızca bir daha asla olumsuz düşünmeme ve yaşamımızın geri kalanında olumlu düşünme kararını vermek, bir süre iyi sonuç getirebilir ama bu sonsuza kadar sürmez! Neden? Çünkü bilinçaltımızda düzenlenmiş olan zihinsel program eski türde bir programlamadır! Bu eski türde program, halihazırda bilinçaltımızda saklanan bilgiyle uyuşmayan yeni bilgiye inanmamak üzere önceden programlanmış türde bir programdır! Bazı arkadaşlar da bu tür bir tepkiye rastlıyorum! Eleştirmek, yapmaktan 100 defa kolaydır! Mailimi direk görür görmez, ya da okur okumaz, “Hayır olmaz böyle bir şey, siz kendinizi kandırıyorsunuz, bir anda değişiklik mümkün değil” diye tepki gösteriyorlar! Hatta bazıları “Adem Altay sizi kandırıyor, inanmayın böyle safsatalara!” diyerek kendilerini netin akıllısı zannediyorlar! Bu tür kişilerde olumsuz programlama kökleşmiş ve her tür değişim ve gelişime karşı inkar mekanizması geliştirmiştir! Her şeyi kendilerinin bildiklerini sanırlar! En büyük aldanış her şeyi bildiğini zannetmektir! Bilgi çağındayız! Bilgiler her gün yenilenmekte ve değişebilmektedir! Bu sebeple öncelikle bilgili olabilmek için değişime ve gelişime açık bir zihin yapısına sahip olunması gerekir! Yeniliklere açık olunması ve sürekli gelişim bilincine sahip olunması gerekir! Mevcudu yeterli bulmamak ve daha iyisini geliştirmeye yönelik araştırma yapmak, baltayı sürekli bilemek gerekir! Aydın bir insan sürekli okumalı,yeni şeyler öğrenmeye karşı büyük bir arzu duymalı, öğrendiklerini hayata uyarlayabilmeli ve insanlığın yararına sunabilmelidir! Karşı çıkışlara, engellemelere aldırmaksızın! Zihinsel tutumu doğru seçmiş bir insanı, hedefine ulaşmaktan hiçbir şey alıkoyamaz; yanlış zihinsel tutumla yola çıkan bir insana dünyada hiçbir şey yardım edemez! Evrensel değerler doğrultusunda amaç belirlemiş, ne istediğini bilen ve bu yolda gerekli kararlılık ve azme sahip adanmış bir idealist asla durdurulamaz! Hiçbir şey, zamanı gelmiş bir düşünce kadar güçlü olamaz!Adem Altay da, öğrencileriyle beraber başlatmış olduğu kişisel mükemmellik hareketi de durdurulamayacaktır! Değişim öz’de başlar!Bireyin gelişimi zihinde, toplumun gelişimi bireyde başlar! Zihin ne kadar gelişmişse birey o kadar gelişmiş, birey ne kadar gelişmişse toplumda o oranda gelişmiş demektir!

Yapılan en büyük ve bedeli en ağır yanlışlardan biri, başarının bir peri, bir tısım veya bizim sahibi olmadığımız bir şeyler sayesinde elde edildiğini düşünmektir! Eğer, bugünden itibaren kendimize bir daha olumsuz düşünmeyeceğimizi söyler, ama kendimize, söylenecek doğru şeylerin kesin, yeni, kelime kelime ifadelerini vermezsek, eski olumsuz düşünme alışkanlığına çabucak geri kayarız! Bu yüzden olumlu düşünen bir kişi olma kararı, çok kez kısa ömürlüdür! O anda büyük bir fikir gibi görünür, fakat çoğunlukla iyi sonuç vermeyi sürdürmez! Vazgeçmek, geçici bir sorun için kalıcı bir çözüm olur! Olumlu olan her şeye inanma konusunda büsbütün hayal kırıklığına uğramış insanlar vardır, çünkü onlar sadece inanmak istemişlerdir! Olumlu düşünmeyi bir süre için denemişler ve sonra durdurmuşlardır! Onların eski programı, olumlu düşünmenin iyi işlemesini engellemiştir!Sonuç alamayınca, hayal kırıklıkları onları, olumlu düşünmenin hayalcilere göre olduğu kanısına götürmüştür! Oysa olumlu düşünme iyi sonuçlar verebilir, eğer kaçınmamız gereken düşünceleri hemen karşıtıyla değiştirirsek!

Zihinsel Evimiz

Bir an için zihinsel bir ev, düşüncelerimizle yaşadığımız yeri hayal edelim! Bu zihinsel ev kendimiz ve çevremizle ilgili düşündüğümüz her şeyle döşenmiş olsun! Bu zihinsel evimizdeki eşyaların çoğu kullanılmış eşyalardır! Bu eşyalar bize ana babalarımız, arkadaşlarımız, öğretmenlerimiz ve bilinçaltımızı programlamaya yardımcı olmuş olan herkesten geçen eski olumsuz düşünme tarzımızdır!Sakladığımız ve zihinsel evimizde kullandığımız eşyaları bu insanlardan almışızdır!
Eşyaların (olumsuz düşüncelerimizin) çoğunun, elden düşme ve eski olduklarını hayal edelim! Eski yıpranmış kanepe sarkıyor! Sandalyeler kırılmış, sallanıyor, sertçe oturulduğu takdirde parçalanmaya hazır! Duvarlar da sararmış, solmuş, eğiri bir şekilde asılmış resimler! Mutfak masası eğri duruyor, tabakların uçları kırılmış ve çatlak, hiçbir fincanın kulpu yok, uzun süre önce kopmuş! Yatak yaylarının spiralleri aradan görünüyor, paslı ve eğrilmiş! Yerdeki kilimde, kilimden daha çok yama ve delikler var!

Şimdi bu eski eşyalardan kurtulmaya karar veriyoruz! Ve bunun için bütün eski eşyalarımızı dışarı taşıyıp garaja depoluyoruz! Her parçayı, her tabağı, her kilimi, masayı, yatağı, kanepeyi ve sandalyeyi kaldırıyoruz! İçimizdeki olumsuz eski ve olumsuz inancı dışarı çıkarıyor, gözden uzak bir yerde güzelce saklıyoruz!

Akşam olmadan işimizi bitirdik! Derin bir “Oh” çektik! Ne büyük iş yaptık! Zihinsel evimizin ortasında duruyoruz! Evimiz bomboş ve tertemiz! Görünürde ne bir olumsuz düşünce, ne bir kanepe, bir resim, bir kitap ya da bir sandalye var! Etrafımıza bakıp düşünüyoruz! “Bu mükemmel! Bütün eski olumsuz düşüncelerden kurtuldum! Şimdi olumlu düşünen birisi olabilirim!” diye düşündük!

Evimizin ortasında geziniyor, içinde yürüyor ve biraz daha ayakta duruyoruz! Tabi gün boyunca eşyaları taşıdık! İyi iş başardık ama ve yorulduk! O akşam biraz daha geç vakitte, kendimiz ve boş bir ev dışında hiçbir şey olmayan bir yerde bir iki saat harcadıktan sonra (çok da yorgunuz) sizce ne yaparız? Dışarıya, eski eşyalarımızı depoladığımız garaja gidip bir tane sandalye alacak, bir masa ve belki de bir iki tabak ( eee ne de olsa acıktık, iyi iş başardık ve bir şeyler yemeyi hak ettik!) getireceğiz!

Bizler en çok, en fazla birlikte yaşadığımız düşüncelerle rahat ederiz! Bu düşüncelerin bizim için en iyileri olup olmaması hiç fark etmez! Bizim bildiğimiz onlardır, kendimizi en çok yanında güvende hissettiğimiz onlardır!Fazla geç olmadan eski sadık televizyonumuzu da getiririz! Birer birer, eski sadık zamanın yıprattığı olumsuz düşüncelerimizi zihinsel evimize getirmeye başlarız! Neden? Çünkü eski eşyaları taşırken yerine yeni eşya almadık! Eski olumsuz düşüncelerin yerine yeni olumlu düşünceler koymadık! Meydan boş kaldı!

Olumsuz düşünmeyi durdurmaya karar verdiğimiz ve eskinin yerine koyacağımız hazır, yeni olumlu sözcüklerimiz olmadığı zaman, daima geçmişin eski rahat, olumsuz içsel konuşmasına döneriz!Eski eşyalarımızdan kurtulup onları depoya sakladıysak ve yerine koyacak hiç yeni eşyamız yoksa, çok yakında bütün eski eşyalarımızı yavaş yavaş tekrar evimize taşırız! Onları yeniden düzenleyip farklı görünmelerini sağlarız, ama aynı eski eşyalar, ilk başta sahip olduğumuz aynı eski programlamadır! Yalnızca yeri ve düzeni değişmiştir!

Alıntı bir makale....




fatos_fatos Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Eski 29-10-2007, 12:52   #2
fatos_fatos
cCc Türk Kızı cCc
 
fatos_fatos - ait Avatar
 

Üye No : 4683
Mesajlar : 10.411
Üyelik Tarihi : 17.10.2005

Bulunduğu Yer : cCc*TÜRKİYE*cCc


Tecrübe Puanı : 2704
Karizma Puanı : 218072
Karizma Derecesi
fatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviye

Olumlu Düşünmenin Gücü

1.KENDİNİZE GÜVENİN

Kendi gücünüze inanmadıkça başarılı ve mutlu olamazsınız. Gücünüze inanır ve kendinize güvenirseniz, daima başarılı olursunuz. Oysa aşağılık ve yetersizlik duygusu ümitlerinizin kırılmasına yol açar. Kendinize güven duygusu daha güçlü insan olmanızı sağlar. İnsan olumsuz düşünmeye başlamışsa kafasına devamlı olumsuz fikirler gelecek ve yaşamını zehir edecektir. Karşınızdaki güçlük ne kadar büyük olursa olsun, eğer cesaretle göğüsleyecek olursanız sizi ümitsizliğe düşürmez. Beyninizi inançla, kendinizi güven duygusu ile doldurun. Bunlar bütün şüphe ve güvensizlik duygularını kovacaktır.

Günümüzde çoğu insan güvensizlik içindedir. Bir üniversitede, psikoloji dersini alan altı yüz öğrenci ile yapılan bir araştırmada, en çok yakınılan kişisel sorunlar sorulmuştur. Öğrencilerin %70’ i en çok yakındıkları kişisel sorunlarının kendisine güven eksikliği olduğunu vurgulamışlardır. Bu oranın tüm toplum için de geçerli olduğu rahatlıkla söylenebilir.
Kendine güven duygusunu kazanmak için her şeyden önce başarısız olmayı asla düşünmeyin. Bu düşünceler aklınıza gelince hemen olumlu düşünceler üretmelisiniz. Karşılaştığınız güçlükleri inceleyerek onları en aza indirmeye çalışın.

Kendinize yaratanın sizinle olduğunu ve hiçbir güçlüğün sizi yenemeyeceğini hatırlatın. Özellikle aşağılık duygusunu yenmede çok etkili olan bir sözü sık sık tekrar etmelisiniz; “her zorluğun üstesinden gelebilirim.” Kendine güvensiz ve yanlış hareketlerinizin nedenlerini anlamanızda, size yardımcı olacak bir uzmana mutlaka danışıp kendinizi tanıyın. Böylece bu yanlış duyguları tedavi etmek kolaylaşacaktır.

2.SAKİN KAFA GÜÇ DOĞURUR

İç huzuru duyarak kendinizle barışık yaşamak herhalde en güzel yaşam biçimidir. Bu etapta verilecek en büyük uğraş, düşünme tarzını bu biçime dönüştürmek için verilen uğraştır.

İç huzura gerçekten kavuşmamış bir çok insanın, suçluluk duygusuyla kıvrandığını hepimiz biliyoruz. Bu insanlar işledikleri günahlardan ve suçlardan dolayı kendilerini affetmez ve suçluluk duyarlar. Bu suçluluk duygusu insanın her türlü faaliyetine etki eder.

Bununla birlikte sakinleşip huzura kavuşmak için uygulanacak bir takım yöntemler vardır. Örneğin ;gün içerisinde zaman zaman barış dolu ve size huzur veren fikirleri aklınıza getirin ve gözünüzde doğa ile ilgili manzaraları canlandırın. Bir başka yöntem ise; kendinize, yüksek sesle zihninizi boşaltacak ve huzura kavuşturacak “sakinleş” sözcüğünü söylemelisiniz Özellikle konuşurken kullandığımız kelimeler ve ses tonumuz, sinirli gergin ve üzüntülü olmamıza neden olabilir. Eğer sakin bir ortamda yaşamak istiyorsanız, sakin bir şekilde konuşun ve çok sıkıldığınız anlarda şiirlerden bazı dizeler okumak suretiyle rahatlamaya, huzura kavuşmaya çalışın.

3.SÜREKLİ ENERJİK OLMAK

Hepimiz düşündüğümüz gibiyiz. Nitekim güçlü olacağımızı düşünürsek güçlü, sağlıklı olmayı düşünürsek sağlıklı oluruz. Beynimiz vücut mekanizmamıza, sinir sistemimize yorgun olma mesajı göndererek bu yönde hareket etmelerini sağlar ve sonuçta yorgun düştüğümüzü görürüz.
Manevi yaşamımızın burada çok büyük rolü vardır. Biz başarma azim ve inancında olursak, beynimizde kuvvet ve enerji veren bir takım fikirler oluşacaktır. Böylece günlük yaşamdaki bir takım zorluklar karşısında daha enerjik ve güçlü davranabiliriz.

Bir çok insan çabuk yorulur ve hatta hasta olur. Oysa yorulmamak için izlenmesi gereken en gerçekçi yol, kendini toplumdan soyutlamamak ve toplumsal olaylarla ilgilenmektir. Yani, bir inancımızın olması ve bu inancımız uğruna uğraşmaktır.

4.DUANIN GÜCÜNÜ DENEYİN

Dua, büyük bir enerji kaynağıdır. Nasıl çeşitli teknik ve yöntemler kullanarak; örneğin, atom enerjisi ortaya çıkarabiliyorsak, dua ederek de ruhsal enerjiyi ortaya çıkarabiliriz. Bu enerjinin olumlu etkileri hemen her zaman görülmektedir.

İnsanlar duanın kişisel yetenekleri geliştirdiğini anladıkları için daha çok dua ederler. Dua onların içindeki gücü ortaya çıkararak kendilerine daha güvenli bir insan olmalarını sağlar. Dua doğru hareket etmek için insana yol gösterir. Bilinçaltınızdaki derinliklere iner ve oradaki saklı olan gücü ortaya çıkarır. Bu gücü ortaya çıkaracak yöntemler ise;

a. Sorunlarınızı anlatın,
b. Çözüm yolarını gözünüzde canlandırın,
c. Büyük bir istek ve gayretle bu sorunları çözmeye çalışın, çoğu kez sorunların üstesinden gelmeyi başardığınızı göreceksiniz.

5.MUTLULUĞUNUZU KENDİNİZ YARATIN

Abraham Lincoln, “Bir insan mutlu olmayı isterse mutlu olur”der. Eğer mutsuz olmayı isterseniz, tabii ki mutsuz olursunuz. Bu tamamen size bağlıdır. İkisine de ulaşmak çok kolaydır. Kendinize sürekli olarak “hiçbir şey iyi gitmiyor, hiçbir şey beni memnun etmiyor.” deyip durursanız, kolayca mutsuz bir insan olup çıkarsınız. Fakat kendinize “Her şey iyi gidiyor, yaşamak çok güzel, ben mutluluğu seçtim” derseniz kesinlikle mutlu bir insan olursunuz.

Bir insanın mutlu olup olmaması onun kültüründen gelen alışkanlıklarına çok bağlıdır. İç içe yaşadığı kültür ona mutlu olma huyunu kazandırmışsa o insanın mutlu olması gerçekten çok kolaydır. Günlük olaylara hep iyimser gözle bakar ve her zaman mutlu olunacak bir taraf görür. Fakat içinde yaşadığımız kültürde mutlu olma alışkanlığı yoksa bile biz mutlu olma alışkanlığını kendimiz yaratabiliriz. Hepimizin mutluluğu yaratma gücü vardır.

Aslında bu ilkelerin en basiti insanları sevmektir. Eğer sabah kalktığımızda kafanıza yerleştirdiğiniz mutluluk düşüncelerini uygularken bunu sevinçle ve insanların iyiliğini düşünerek uygulamayı başarırsanız, kesinlikle mutlu olursunuz.

Bu mutluluk ilkelerini uygulayıp onlardan iyi sonuç alabilmek için bu ilkelere inanmamız ve zihnen desteklememiz gerekmektedir. Mutluluk veren bu ilkeleri acemice ve beceriksiz bir şekilde uygulamaya koysanız bile, yine de şimdiye kadar tatmadığınız ölçüde büyük bir mutluluk duyacağınız muhakkaktır. Bu mutluluk kalıcı olacak ve yaşadığınız sürece sizi terk etmeyecektir.

6.GERGİN VE TEDİRGİN OLMAYIN

Bir çok insan gerginlik ve tedirginlik nedeniyle sahip olduğu gücü ve enerjiyi boşa harcar ve böylece gereksiz yere yaşamını güçleştirir. Gergin olmak, kaynamak, patlamak, alt üst olmak hırsından kudurmak anlamına gelir.

Tedirgin olmakta bunun kadar yıkıcı bir ruh halini anlatır. Daha etkili bir yaşam için gerekli olan gücü elde etmek istiyorsanız, gergin ve tedirgin olmaya bir son vermeniz gerekir.

Günümüzde yaşam tempomuz çok hızlı olduğu için, bu durum bizi gergin ve tedirgin yapmaktadır. Rahatlığı sağlamamız için yapmamız gereken ilk şey, yaşam tempomuzu yavaşlatmaktır. Bu hızlı yaşam temposu bir çok insanın bedensel sağlığını bozmakta, fakat bundan daha acısı, beyin ve ruh sağlığını da etkileyip onarılamayacak yaralar açmaktadır. İnsanlar tempolarını tabiat şartlarına, beden ve ruh yapılarına ve doğanın temposuna uydurmalıdırlar. Gerginliği ve tedirginliği bırakıp, yavaş tempo ile çalışırsak,huzura ve mutluluğa kavuşuruz. Bu hususu destekleyen “yavaş giden çok yol alır” ata sözünü hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız.

Gerginlik ve tedirginlikten kurtulmak için aşağıda belirtilen altı adımın uygulanması gerekir:

a. Rahat ve gevşemiş bir vaziyette sandalyeye oturun ve vücudunuzun her parçasını gevşetin.
b. Bilincinizi fırtınalı bir deniz gibi görün fakat dalgalar gittikçe azalsın.
c. İki veya üç dakika gözünüzün önüne güzel bir manzara getirin. Bu manzara doğadan çekilmiş rahatlatıcı bir fotoğraf gibi gözünüzün önünde olmalıdır.
d. Sakinlik, huzur ve güven verici kelimeleri veya cümleleri yavaş yavaş ve sakin bir tonla tekrarlayın.
e. Üzüntülü ve endişeli olduğunuz anlarda görülmeyen fakat ümit dağıtıcı bir elin size yardımcı olacağını ve sizi yolda bırakmayacağını düşünün. Ve har zaman onun sizin yanınızda olduğuna inanın.
f. Kafanızın sakinleşip huzura kavuşmasını sağlamak için şu sözleri yenileyin; “kafamın sükunete kavuşmasını, kafamın hala sakin ve huzurlu olmasını her zaman ve her yerde sağlamalıyım.”
Burada anlatılan teknikleri uyguladıkça ve yaşadıkça, gerginlik ve tedirginliğinizin, dolayısıyla mutsuzluğunuzun, gittikçe azalarak yerini içinizdeki gerçek gücün kapladığını göreceksiniz. Bu güç her türlü zorluğu yenmenizde en büyük yardımcınız olacaktır.

7.EN İYİYİ BEKLERSENİZ ONA ULAŞIRSINIZ

En kötüsü yerine en iyisinin olacağını beklerseniz,her şey daha iyiye gitmeye başlar. Bir şeyin iyi olacağı konusunda içinizde duyduğunuz şüphe, ortadan kalkmış olur. Zaten içinizdeki yaratıcı gücün ortaya çıkmasını engelleyen en büyük unsurlar da bu şüphelerdir. Böylece içinizdeki yaratıcı güç ortaya çıkar ve bu gücü, ulaşmak istediğiniz hedefe yoğunlaştırırsınız. Kendinizi tamamen elde etmek istediğiniz şeye verebilirsiniz. Eğer insan, kendini bir şeye tam olarak verir onun üzerinde yoğunlaşırsa, karşısına çıkan bütün engelleri aşar.

En iyi şeyin olmasını beklemenin anlamı, beklediğiniz şeyin elde edilmesine bütün kalbimiz ve içtenliğimizle kendimizi adamaktır. Başarılı olmak için yaptığınız şeye yürekten inanmalısınız, başka bir deyişle başarılı olmayı bütün benliğinizle istemelisiniz. Ne yazık ki bir çok insan bu konuda başarısızdır. İçimizden çok azı işini yüreği ile yapar.
İnsanların ne istediklerini iyi bilmeleri gerekir. Bu isteğinin iyi bir istek olup olmadığını, insanlara zarar verip vermediğini inceleyin ve daha sonra amacınıza uygun yapılması gereken değişiklikleri gerçekleştirin. İstediğiniz şeyleri gerçekleştirmek için gereken özellikleri kazanmaya gayret gösterin.

Gerçekten de bir insan kendisine güvenir ve olumlu düşünürse; içindeki güç ortaya çıkar ve onu istediği başarıya götürür. Bunun için her zaman en iyiyi bekleyin ve hiçbir zaman en kötüyü düşünmeyin. Hatta aklınıza bile getirmeyin. Aklınıza gelmişse hemen kafanızdan çıkartıp atın. Böyle yaparsanız en iyiyi düşünmeye başlar ve ona ulaşmak için gerekli şartları hazırlarsınız. Bu egzersizler sayesinde gücünüzü en iyiyi istemeye yoğunlaştırır ve böylece en iyiyi elde edersiniz.

8.BEN YENİLGİYE İNANMAM

Bir engelle karşılaştığınız zaman, şikayette bulunup ağlayıp sızlanmak yerine, onu cesurca göğüsleyin. Yaşam yolunda yenilgiye uğramış bir şekilde, elleriniz ve dizleriniz üzerinde sürünerek ilerlemeyin. Önünüze çıkan engelleri göğüsleyin ve onları ortadan kaldırmaya çalışın. Cesaretle davranınca bu engellerin sandığınızdan daha zayıf olduğunu göreceksiniz.

Yenemeyeceğiniz hiçbir güçlük yoktur. Bilinçaltınıza sürekli olumlu mesajlar göndererek onun olumlu bir tutum takınmasını sağlayın. Unutmayın ki, sizin engel saydığınız bir çok şey, aslında bilinçaltınızın olumsuz tutum takınmasından dolayı size engel olarak görünmektedir. Bilinçaltınızı olumlu tutumlarla doldurur ve olumlu tutum almasını sağlayabilirseniz, daha önce engel saydığımız bir çok şey artık engel olmaktan çıkacaktır.

Kendinize sürekli olarak ben her türlü engeli aşabilirim, çıkabilecek her türlü güçlüğü yenebilirim diyerek telkinde bulunursanız ve önceden bu inancı kabul etmişseniz, o zaman güçlükler karşısında bir set gibi durursunuz.

Herkesin olduğu gibi sizin de halletmeniz gereken güçlükler vardır. Bunlar hayali değil gerçek güçlüklerdir. Fakat, aşılması görüldüğü kadar zor değildir. Burada asıl önemli olan sizin onları algılama biçiminizdir. Eğer bütün kalbinizle bu engelleri ortadan kaldırabileceğinize inanıyorsanız, bu gücü kendinizde bulur ve yok edersiniz. Bu güçle yapmanız gereken her şeyi rahatlıkla ortadan kaldırabileceğinize inanırsınız. Bu güçle yapmanız gereken her şeyi rahatlıkla uygulayabileceğinize inanın.

9.ÜZÜLME ALIŞKANLIĞINI NASIL BIRAKABİLİRİM

Üzüntü zihnimizi kaplayan yıkıcı bir duygudur. İçimize bir defa yerleşti mi bütün zihnimiz artık onla meşgul olur. Üzülme, çağımızın en büyük hastalıklarındandır. Üzüntü alışkanlığından kurtulmak için atacağınız ilk adım, “ben bu alışkanlıktan kurtulabilirim, bu alışkanlığı yenebilirim” diyebilme inancına sahip olmaktır. Bir şeyi yapabileceğinize inanırsanız o şeyi gerçekten yapabilmenizi engelleyen şeyleri bir şekilde aşarsınız. Üzüntüden kurtulmak için aşağıdaki yedi maddeyi kullanmak yararlı olacaktır;

a.Kendi kendinize “üzülmek çok kötü bir alışkanlıktır” deyin.
b.Olumsuz saydığınız her şeyin olumlu yönlerini düşünün ve konuşmalarınızda bunları belirtin.
c.Olumsuz hiçbir konuşmaya katılmayın ve bütün konuşmalara olumlu bir hava vermeye çalışın.
d.Kendinize iyimserlik aşılayan kitaplar okuyun. Bunları defalarca okuyup bilinçaltına yerleştirin. Sonra bilinçaltınız bunları size geri gönderip karamsar ve üzüntülü olmaktan kurtaracaktır.
e.Umut dolu, ileriye neşe ve ümitle bakan insanlarla dostluk kurun. Bu atmosfer sizi neşe dolu ve ümitli bir insan yapacak, karamsarlığa düşmenizi engelleyecektir.
f.Üzülme alışkanlığına yakalanmış insanlara yardım edin. Böylece, sizin üzülme alışkanlığınız da azalacak zamanla kaybolacaktır.
g.Her gün yaşamınızda Yaratanın sizinle beraber olduğunu ve size yardım edeceğine inanın.

10.KİŞİSEL SORUNLARI ÇÖZME GÜCÜ

Sorunları çözmede uygulanabilecek basit yöntemlerden birisi de; manevi yaşamda Yaratanla konuşmak, ondan yardım dilemektir.

Bizimle birlikte hissettiğimiz eşimiz, iş ortağımız ya da en yakın arkadaşımız da bize bu konuda yardımcı olurlar. Sorunlarımızı onlarla konuşmak kişisel sorunları çözmede atılmış ilk ve en önemli adımlardan biridir. Sorunları çözmede şu hususlara dikkat edin:

a. Her sorunun muhakkak bir çözümü olduğuna inanın.
b. Sakin bir insan olun.
c. Zihninizi serbest bırakın, baskı altında tutmazsanız en iyi çözümü bulursunuz.
d. Bütün faktörlere OBJEKTİF VE TARAFSIZ BİR ŞEKİLDE BAKIN, DUYGUSAL OLMAYIN.
e. Sorunlarla ilgili faktörleri bir kağıda yazın. Bu yöntem sizin duru bir şekilde düşünmenizi sağlar.
f. Sezgilerinize inanın

11.SAĞLIĞINIZI KAZANMA FORMÜLÜ

Yapılan araştırmalara göre, insanların yüzde ellisi ile yetmişi arasındaki bir bölümünün kafasındaki olumsuz düşüncenin bedenleri ve duygularına yaptığı zararlardan dolayı hasta oldukları tespit edilmiştir.

Kendinize, sağlığınıza zarar verecek kötü duygulardan hangilerinin sizde olup olmadığını sorun ve bu duruma bir an önce son verin. Kötü duygular, bu duyguları beslediğiniz kişilere hiçbir zaman zarar vermez. Tersine yalnızca ve yalnızca size zarar verirler. Duygusal hastalıklar enerjinizi tüketir, verimliliğinizi azaltır ve fiziksel sağlığınızı bozar. Böylece mutluluğunuzu engeller.

Günümüzde, düşüncenin sağlık üzerine olan etkilerini herkes biliyor. Artık bir insanın nefret duygusu yüzünden kendini hasta edebileceğinin farkındayız. Bir insan suçluluk duygusu nedeniyle bir çok psikolojik rahatsızlığa yakalanabilir. Fakat insanlar düşüncelerini olumlu yönde değiştirdiklerinde sağlıklarının düzelebileceğini biliyorlar
Öfke kıskançlık, nefret ve gücenme duyguları, insan sağlığı üzerinde çok olumsuz etkiler yapmaktadır. Bu duyguların panzehiri ise, zihnimizi iyi düşünceler, bağışlayıcılık sevgi ve ağırbaşlılıkla doldurmaktır. Böyle kötü duygular belirdiğinde, aşağıda belirtilen tavsiyeler uygulanırsa insanların kendilerini daha iyi hissettikleri görülecektir.

a. Öfkenin bir heyecan olduğunu unutmayın.
b. Kendi kendinize yüksek sesle “budala olma, bu davranış beni hiçbir yere götürmez, kızmanın faydası yok” deyin.
c. Sizi kızdıran şeyleri zihninizden atın. Güvendiğiniz bir kimseye gidin ve ona anlatın, sonra da unutun.
d. Kızgınlığınızın ortadan kalkması için sizi kızdıran adamı affedin.

12.YENİ DÜŞÜNCELER SİZİ DEĞİŞTİREBİLİR

Düşündüğünüz sürece varsınız. Kafanızdaki bütün eskimiş, yorulmuş ve kullanılmayan düşünceleri atın. Onun yerine kafanızı, taze fikir sevgi ve iyilikle doldurun. Böyle yaparsanız gerçekten hayatınızı da değiştirirsiniz.

Eğer olumsuz şeyler düşünürseniz, olumsuz sonuçlar elde edersiniz. Buna karşılık olumlu şeyler düşünürseniz, olumlu sonuçlara ulaşırsınız. Bu çok önemli ve evrensel bir kuraldır. Başarıya ulaşıp mutlu olmak için uygulanması gereken önemli kuralı üç kelimeyle özetleyebiliriz: “ İnanırsan başarıya ulaşırsın”. Eğer bir şeyi çok isterseniz ve kafanızda canlandırıp devamlı canlı tutarsanız ve onun gerçekleşmesi için canla başla çalışırsanız, istediğiniz şeye muhakkak ulaşırsınız. Dimağınızın derinliklerine bir bakarsanız orada ne muhteşem düşüncelerin sizi beklemekte olduğunu göreceksiniz.

Durumunuz ne olursa olsun o muhteşem düşünceleri gerçekleştirebilirsiniz. Bunun için yapacağınız şey zihninizi sakinleştirmektir. Böylece dimağınızın derinliklerinde bulunan esin perisi ortaya çıkar. Daha iyi ve başarılı bir yaşamın sırrı, zihninizden eskimiş, bayatlamış ve ölmüş fikirleri atıp, yerine yaratıcı ve olumlu fikirleri koymaktır. Bu yeni fikirler, yaşamınızı tümüyle değiştirecektir.

13. GÜÇ KAZANMAK İÇİN GEVŞEYİN

Bir klinikte özellikle ülserli hastalar üzerinde yapılan bir araştırma, ülserli hastaların yarısının fiziksel bir rahatsızlıktan değil, aşırı üzüntüden, koyu bir nefretten ve yoğun bir suçluluk duygusu veya gerginlikten dolayı ülsere yakalandıklarını göstermiştir.

Yorulup gerginleşmeden, gerçekten verimli şekilde çalışmanın sırrı, zihninizi stresten koruyup, sakin tutmak, huzurlu ve olumlu şeyler düşünmektir. Temponuz çok hızlı olmamalı, sakin ve yavaş bir tempo ile, enerjinizi tüketmeden düzenli bir şekilde çalışmalısınız.

Sakinlik ve gevşeme gücün doğrudan size geçmesi sonucunu doğurur. Evrende devamlı bir güç akımı vardır. Bu güç zamanla olumlu düşünce taşıyan insanlara geçer. Olumlu düşünce özelliğini kaybeden insandan tekrar evrene döner. İnsan bu gücü devamlı üzerinde toplamalı, bunu yapabilmesi için de devamlı olumlu düşünceye sahip olması gerekir. Kendimizi sakinleştirip gevşetmek için uygulanması gereken kurallar şunlardır;

a.İşleri çok hızlı yapacağım diye tedirgin olup strese girmeyin.
b.İşinizi sevin, işinizi severseniz çalışmak sizin için bir eziyet değil, zevk haline gelir.
c.Yapacağınız işleri önceden planlayın ve uygulayın, yaptığınız planın dışına çıkmayın.
d.Bütün işleri aynı anda yapmaya kalkmayın. Bu yalnızca zaman kaybına neden olur.
e.Düşünce tarzınızı değiştirin. Bir işin kolay olduğunu düşünürseniz, o işi gerçekten kolayca yapabilir ve artık zor gelmediğini görürsünüz.
f.İşinizi iyi öğrenin ve ustalaşın. Bilgi güç demektir. Bir işi ne kadar iyi bilirseniz, onu o kadar iyi ve kolay yapabilirsiniz.
g.Gevşeme egzersizleri yapın, böylece hiçbir zaman gergin olmazsınız.
h.Bugünün işini yarına bırakmayın. Daima zamanında yapın.

14. KENDİNİZİ NASIL SEVDİRİRSİNİZ

Şu gerçeği kabul etmeliyiz ki sevilmeyi hepimiz isteriz. Bazıları, “insanların beni sevip sevmediği umurumda değil” der. Fakat bunu söyleyen gerçeği söylemiyordur. Bazı insanlara kanımız ısınmaz, onları sevmeyiz ama nedenlerini de bilmeyiz. Herkes tarafından sevilmek kolay bir iş değildir. Başka insanlar tarafından aranmayan ve istenmeyen bir insan haline gelmek, insana çok kötü bir duygu verir, insanı yıkar ve mahveder.

Şimdiye kadar insanlarla ilişkileriniz iyi olmamışsa, artık huyunuzu değiştiremeyeceğinizi, bundan sonra insanlarla iyi ilişkiler kuramayacağınızı düşünmeyin. İsterseniz kendinizi değiştirebilirsiniz, fakat cesur adımlar atmanız ve bunları sabırla uygulamanız gerekir. Eğer bu gayreti gösterirseniz, değişebilir ve herkesin değer verdiği, herkes tarafından sevilen bir insan olursunuz.

Sizin insanları sevmeniz eninde sonunda onların da sizi sevmesini sağlayacaktır. Bir insana değer verir ve onun kendisini daha iyi hissetmesini sağlarsanız, o insan da sizi sevecek ve size karşı minnet duyacaktır. Bu davranışı mümkün olduğu kadar çok insana yapın. Bunu yaparken sırf sizi sevmeleri için yapmayın. İçtenlikle sevdiğiniz için yapın bencilliğe düşmeyin.

Böyle davranırsanız arkadaşsız kalmazsınız. İnsanlar sizin hakkınızda daima olumlu düşünür. İnsanlara değer verip onlara sevgi gösterdiğiniz taktirde, aynı duygular diğerleri tarafından, size karşı hissedilecektir. İnsanların sizi sevmeleri için uymanız gereken kurallar, çok zor ve güçlükle takip edilebilen kurallardır;

a.İsimleri hatırlamayı öğrenin. Eğer insanlara ismiyle hitap ederseniz, onlara değer verdiğinizi düşünürler.
b.Rahat bir insan olun, insanlar sizin yanınızda kendilerini gergin hissetmesinler, devamlı sakin ve tutarlı davranın.
c.Stres ve güçlükler karşısında hemen sakinleşip gevşeyen bir insan olmaya çalışın.
d.Kendinizi beğenmiş ve üstün gören bir insan olmayın.
e.İnsanlar size bir şey anlatınca, onu can kulağı ile dinleyin, anlattığı konu ile ilgilenin.
f.Farkında olmadan edindiğiniz, insan ilişkilerine zarar veren kötü alışkanlıklarınızdan kurtulun.
g.İnsanları sevmek için gayret gösterin ve gerçekten, içtenlikle, çıkar gözetmeksizin sevmeye çalışın
h.Bir insanın başarısını görünce onu kutlamayı unutmayın. Onu kıskanmayın.
i.İnsanları yüceltmekten, kendilerini değerli ve daha iyi hissetmelerinden mutluluk duyun.

15.KALP AĞRISINA REÇETE

Kalp ağrınızın nedeni ne olursa olsun, yapılacak ilk iş gergin ve stresli ortamdan kurtulmak olmalıdır. Ne kadar güç olursa olsun, bunu muhakkak başarın ve stressiz ve gergin olmayan bir hayat yaşamaya başlayın. Eski yaşam tarzınızı değiştirin, yürüyüş yapın, ata binin, tenis oynayın, damarlarınızdaki kanın daha iyi akmasını sağlayın.

Kalp ağrısından kurtulmanın en güzel, mükemmel ve doğru yolu; içinizdeki keder ve üzüntünün çıkıp gitmesine müsaade etmek ve ondan kurtulmaktır. Kalp ağrısını giderecek temel ilaçlardan birisi, kendine inanmak ve güvenmektir.

Bazen acılar o kadar büyük olur ki, insanların dayanamayacağı bir hal alır. Bu durumlarda kendimize güveni hiç aklımızdan çıkarmadan, bu acıları hiç yokmuş gibi saymalıyız. Kalp ağrısına iyi gelecek ilaçlardan birisi, yaşam, ölüm,ve sonsuzluk hakkında bir felsefe oluşturmaktır. Bu felsefe kişinin kendi inancı ile ilgili ve ona paraleldir. Kendi inanç yapısına göre bu faktörleri birleştirmelidir.

16.YÜCE GÜCE YAKLAŞMANIN YOLU

Yüce güç, insanoğlunun bilmesi gereken muazzam bir gerçektir. Bu gücün yardımı ile, bir çok insanın hayatının değiştiğini, daha başarılı ve mutlu yaşadığını gördüm.

Bu güç geçici bir güç değil, kesinlikle kalıcı bir güçtür. Kendinizi yüce güce açmasını bilirseniz, içinize bir ırmak gibi akar. Bu öyle bir güçtür ki sizdeki korku, nefret, hastalık, zayıflık ve moral çöküntülerini dışarı atıp, içinizi sağlık, mutluluk ve iyilikle doldurur. İnsan kendinde bulunmayan gücü yüce güçten sağlayabilir. İnsan doğası da bazı evrensel kanunlara uymak zorundadır. Fakat bu kanunlar diğerlerine göre daha karmaşıktır. İnsanla uğraşmak daha büyük maharet ister. Onun için bir insanın ruhsal problemini çözmek, bir makine tamir etmeye benzemez, çok daha zordur ama yapılabilir.




fatos_fatos Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Eski 29-10-2007, 13:12   #3
fatos_fatos
cCc Türk Kızı cCc
 
fatos_fatos - ait Avatar
 

Üye No : 4683
Mesajlar : 10.411
Üyelik Tarihi : 17.10.2005

Bulunduğu Yer : cCc*TÜRKİYE*cCc


Tecrübe Puanı : 2704
Karizma Puanı : 218072
Karizma Derecesi
fatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviye

Pozitif Düşünce ve Beyin Gücü

Kardeşim sen düşünceden ibaretsin
Geriye kalan et ve kemiksin
Gül düşünürsün , gülüstan olursun
Diken düşünürsün dikenlik olursun
MEVLANA

Pozitif düşünce , olumsuzluklara razı olmayan,her koşulda yapabilecek iyi bir şeyin olduğuna inanan , insan hayatını olumlu yönde etkileyen bir düşünce tarzıdır. Bugün artık iş,spor ve sanat dünyasında bile pozitif düşünce ve beyin gücü verim arttırıcı bir faktör olarak kabul edilmektedir.Doğu felsefesinin ana kaynağı olan pozitif düşünce günümüzde batı tıbbının da benimsediği sihirli bir kelimedir. Doğada,evrende herşey karşılıklı etkileşim halindedir.Zihinle beden arasında da böyle bir etkileşim vardır. Zihindeki olumlu düşünceler bedende bir takım olumlu sonuçlar yaratıyor. Mutlu insanlarda veya ızdırabını dindirme imkanı arayan kişilerin beyninde,Endorfin denilen bir çeşit doğal morfin salgılanır.Bu morfin bildiğimiz morfinden en az yüz kez daha güçlüdür.Kişinin ızdırabını dindirmesine yardımcı olur.Bu da insana mutluluk verir.İnsanlar ne kadar mutlu ne kadar pozitif olurlarsa ürettikleri Nöropeptip denilen protein zincirleri daha sağlıklı olur ve bağışıklık sistemi daha da güçlenir.Bu gün artık başarının yolu pozitif düşünmekten geçiyor.Bu iki kelimeyi hayat felsefesi olarak benimseyen insanlar, umudunu, güvenini, iyimserliğini kaybetmeden kendine güvenen, cesur ve insiyatif sahibi bireyler olduklarını çevrelerine hissettiriyorlar. Pozitif düşünen kişiler , pozitif enerji veren insanlarla arkadaşlık ediyorlar,pozitif enerji veren yiyeceklerle besleniyorlar,pozitif enerji yüklemek için spor ve meditasyon yapıyorlar. Sizi daha güçlü kılacak şu yaşam felsefesine kulak verin;

MİZAH DUYGUNUZU YİTİRMEYİN

Mizah duygusu çok önemlidir. Onu yanınıza almadan sakın evden çıkmayın. Kendinize gülmeyi bilin. Yoksa kendinizi çok ciddiye alır ve bu kadar yükseklerde dolaştığınız için alay konusu olursunuz.

CESUR OLUN

Eğer doğru olduğuna inandığınız şeyi yaparsanız , ödülünüzü alırsınız. O da öz saygıdır. Bir ev satın alabilirsiniz, ama yuva satın alamazsınız. İnsanları satın alabilirsiniz , ama dostlar satılık değildir. Hatta kendinize bir ün bile alabilirsiniz. Ama karakter ? İşte doğru olduğuna inandığınız şeyi yapmanız bu yüzden önemlidir. Bir zorlukla karşılaştığınızda onunla dost olmak çok etkili bir yaşam gücüdür. Mark Twain.” Olumsuzluklar insanın kendisini tanımasını sağlar “ demiştir.

İDEALİST OLUN

Biz dünyaya yalnızca yaşamak için değil , bir fark yaratmak için geliyoruz. Diyelim ki vurmak istediğiniz hedef “AY” ama isabet ettiremediniz. Yinede yıldızlardan birini vurabilirsiniz. Eğer bir hayaliniz yoksa , hayalinizi gerçekleştirme şansınız olabilir mi ? Daha çok düşünün , daha çok risk alın ve daha çok eylemde bulunun. İsminizi başkalarının kalplerine kazıyın, böylece sonsuza kadar yaşarsınız.




fatos_fatos Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Eski 29-10-2007, 13:15   #4
fatos_fatos
cCc Türk Kızı cCc
 
fatos_fatos - ait Avatar
 

Üye No : 4683
Mesajlar : 10.411
Üyelik Tarihi : 17.10.2005

Bulunduğu Yer : cCc*TÜRKİYE*cCc


Tecrübe Puanı : 2704
Karizma Puanı : 218072
Karizma Derecesi
fatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviye

POZİTİF DÜŞÜNCE NEDİR ?

Pozitif düşünce deyince herkesin aklına negatif olmayanın karşılığı, “pozitif”Düşünce gelmektedir. Polyanna felsefesi gibi. Elenor H.Porter tarafından kaleme alınan Pollyanna adlı kitapta yer alan kahramanın kişilik özelliğinden çıkan bu felsefeye göre, her şeyin mutlaka pozitif bir tarafı vardır. Mesele buna inanmak ve bunu arayıp bulmaktır. PozitifDüşünce ise “Pollyannacılık” değildir. Tek cümle ile tanım getirmek mümkün olmamakla beraber, bu düşünce sistemini şu şekilde ifade edebiliriz.

Pozitif Düşünce ;

- Hangi durumda olursa olsun alternatif üretebilir,

Öğreti kalıplarımızın bize çizdiği sınırların ötesine geçebilir,
Çözüme yöneliktir,
Rasyoneldir,
Hızlı değişime, aynı hızda ayak uydurabilir,
Başarıya götüren tek yoldur,
Uzlaşmacı bir kişilik kazandırır,
Durum ne olursa olsun, psişik ve organik yapımıza pozitif dönüşüm sağlar,
Hızlı karar verebilmeyi sağlayan bir düşünce sistemidir,
Düşünsel özgürlüğü ifade eder,
Özgürlüğün ,düşüncede gerçekleşmesini sağlar.

Bu düşünce sistemine pozitif düşünce denmesinin nedeni, her koşulda pozitif enerjinin tetiklenmesini sağlaması ve bize dönen sonucun pozitif olması, böylece insanı her zaman aktif ve sağlıklı kılmasıdır.

NEDEN POZİTİF DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENMELİYİZ ?

İçinde bulunduğumuz 21.yüzyıla damgasını çoktan vurmuş olan değişim hızı, gittikçe ivme kazanmakta ve bu baş döndürücü hız düşünceyi zorlamaktadır. Çünkü günümüz insanının düşünce sistemi , içinde yaşadığı bu dünyanın, ancak şimdiye kadarki yavaş değişimini idrak edebilecek düzeydedir. Bugün ise, yaşadığımız sürekli değişim temposunun hızı, farklı hızda düşünmeye koşullanmış beynimizin bu yeni duruma uyum sağlamasına yeterli zaman bırakmamaktadır. Bugün, o dünün rahat tempodaki düşünce sistemi ile zorlanıyoruz. Çünkü,zihin yapımız, korkunç bir hıza ulaşan değişimi fark etmek, anlamak, buna uyum sağlamak, çözüm üretmek, geleceği yapılandırmak için hızlı karar vermek ve bu kararları hızla uygulamaya koymak gibi, koşullara göre yapılanmış değildir. Bu sebeple insan zorlanmakta, stres, depresyon, iç çatışma, tatminsizlik, moral bozukluğu, motivasyon düşüklüğü ve psikosomatik olarak isimlendirilen, psikolojik temelli organik belirti gösteren, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol, migren, gastrit, kalp gibi elliden fazla hastalıkla karşı karşıya kalmaktadır.

Oluşumun en önemli tarafı da, düne göre yapılanmış beynin,yetersiz kapasitesinin sebep olduğu bu problemleri, kendisinin idrak etme imkanının olmamasıdır. Einstein’ın dediği gibi;

“Problemi yaratan beyinle problemi çözmek mümkün olamaz”

Bugünü yaşayan neslin, kendi yarattığı problemleri, sahip olduğu düşünce yapısıyla çözmesi olanaksızdır. O halde, bugünün gereklerine göre yaşamak ve yarına hazırlanmak için düşünce sistemimizi bu hıza ayak uyduracak biçimde yeniden yapılandırmamız gerekmektedir.

Bunun içindir ki, öğretmenlik mesleğini seçmiş olan kişinin gençlere, sadece dünün çıkarımlarından elde edilmiş, durağan bilgiler yerine, yarını görebilecekleri dinamik yapılar kazandırmaya yönelik bilgiler vermesi öğrencilerin, sınırlı bir mekan ya da düşüncenin dışına çıkarak,daha geniş bir bakış açısı kazanmalarını sağlamak, beraberinde öğrendiklerini her koşulda kullanmalarını, yeniden üretmelerini ve gerçekleşen değişiklikleri kavrayabilmelerini sağlayacaktır.

Sağlık ordusunda görev yapanlar, o gün yaşanan hastalıkları ve semptomları yok edecek müdahalelerin yanı sıra,insanlara, bu duruma gelmemeleri için yapmaları gerekenler ve ileride karşılaşabilecekleri sağlık sorunları hakkında da bilgilendirmelilerdir.

Yöneticiler, sadece bugün elinde olan kaynakları yönetmekle kalmayıp, hem yarının olası krizlerini düşünüp, hem de yönettiği kişilerin de yarını düşünmelerine imkan sağlayarak, farklı boyutlarda ve düzlemlerde,insanların sayıca daha fazla riski görmelerine ve düşünme sistemlerini kurabilmelerine olanak sağlamalıdır.

Ebeveynler, kendi ebeveylerinden aldığı yerleşik kural ve yasaklarla kısıtlı çocuklar yetiştirmek yerine onları yarınların değişimini görebilecek, kavrayabilecek, çözümler üretebilecek düşünce sistemine sahip bireyler olarak yetiştirmelidir.

İşte şu ana kadar bahsettiğimiz, beynin ya problem yaratmayacak şekilde programlanması ya da probleme farklı boyutlardan bakabilecek ve alternatif çözüm üretebilecek yeni bir yapılanmaya girmesi bizi pozitif düşünceyi öğrenme sürecine götürmektedir.

Şimdi pozitif düşünmenin nasıl öğrenileceğine bakıyoruz.

POZİTİF DÜŞÜNCE NASIL ÖĞRENİLİR?

Pozitif düşünceyi öğrenmek için yapılması gerekenlerin birinci basamağı, bu yapının kazanılmasının ne kadar önemli olduğunun kavranmasıdır. Kazanmayı istemek ikinci, yapılanmayı sağlayacak egzersizlerin yapılması da üçüncü basamağı oluşturur.

Beyne yeni bir tarzda düşünmeyi öğretebiliriz. Sadece bilmek,öğrenme için yeterli değildir, egzersizler de yapılmalıdır.

Pozitif düşünce egzersizlerini iki gruba ayırıyoruz;

1 - Alternatif üretmeyi öğreten egzersizler

2 - Pozitif enerjiyi kazandıran egzersizler

1- Alternatif üretmeyi öğrenme

Alternatifli düşünceyi öğrenebiliriz. Burada amaç beynin, üzerinde çalıştığımız konu ile ilgili bölgesindeki sinir ağlarını aktive ederek, işlevin yolunu değiştirmek veya faaliyetini hızlandırmaktır. Üniversite sınavına girenlerin dershanelerde binlerce matematik problemi çözerek, beynin çalışmasını hızlandırmalarını, ya da araba kullanırken önünde bir engel gören insanın düşünmeden ayağını gazdan çekip frene basarken aynı zamanda ellerinin de direksiyona yön vermesini ve gelişen koşullara göre yapacağı hareketi belirlemesini alternatifli düşünmeye örnek olarak verebiliriz.

Bu tarzda bir düşünceyi kazanmak için dört çeşit egzersizi, üçer aylık süreyle yapmak gerekir. Bu egzersizler şunlardır.

a- Görsel uyaranlara bağımlılığın kaldırılması egzersizi.

b- Alternatifli düşünme modelinin oturtulması.

c- Örümcek ağlarının temizlenmesi.

Üçüncü boyutu görebilme egzersizi.
1-a Görsel uyaranlara bağımlılığın kaldırılması
Bu egzersiz görsel uyaranların çağrıştırdığı bilgilerin dışında kalanları da hatırlamayı esas alır. Aslında sadece uyarana bağlı kalmayıp çağrışımlarla da, hafızamızda ilgili birçok bilgiyi bilince çağırma yeteneğimiz vardır. Fakat bunu kullanmadığımız için, büyüme sürecinde adeta körleşmiştir.

Bunu tekrar kazanabilmek ile ilgili egzersizi bir örnekle açıklayalım; gözünüzü kapatın, sonra tekrar açıp hemen tekrar kapatın. Gözünüzü açtığınız zaman gözünüze ilk çarpan objeyi gördünüz, yani gözünüz onun bir anlık zaman içinde görünen yüzünün fotoğrafını çekti. Siz bu arada gözünüzü kapatıyorsunuz. Çekilen bu fotoğraf bilince gider ve hafızadan o görüntüye ait bilgiler çekilir. İşte bu noktada kendimize “daha ne var” sorusunu sormalıyız. Hafızadan bu bilgilerle ilgili çağrışım yapan diğer bilgileri çağırmalıyız. Bu slaytta görüldüğü gibi iç içe halkalar oluşturur.

Objenin fotoğrafının çağrıştırdığı bilgiler

“Daha ne var” sorusunun çağrıştırdığı bilgiler

Örneğin gözünüzü açtığınızda,gözünüze ilk çarpan su bardağı oldu. Hemen gözünüzü kapatın. Bilinciniz süratle onu su bardağı olarak tanımladı. Hafızanızda su bardağına ait bilgiler belirdi. Ama hafıza da ona ait daha fazla bilgi vardır. Örneğin su bardağının başka renkleri, fiyatı, biçimler, yararları, kullanım şekilleri, nerede bulunduğu, temizliği, v.b..binlerce bilgi hafızanızda yaşadığınız sürece depolanmıştır. Egzersizde gözünüzü kapatır kapatmaz siz kendinize daha ne var sorusunu sorarak bu ilintili bilgilerin de bilince gelmesini istiyorsunuz. Sonra başka bir objeye, başka bir objeye aynı uygulamayı yapmaya devam ediyorsunuz. Daha sonra aynı egzersizi duygularla ilgili kavramlarla çalışıyorsunuz. Örn. sevgi, nefret, gibi. Bir süre sonra uyaran bilince gelir gelmez onunla ilgili çağrışımlar daha hızlı bir şekilde zihne geliyor olacak. Çünkü hafıza ile bilinç arasındaki sinir ağları egzersizlerle devamlı aktive edildiği için bu iletişim hızlanmış oluyor.

Bundan sonra hangi uyaran gelirse gelsin onu tanımlamada bilinç, artık kısır bir malzemeyi kullanmak zorunda kalmayacaktır. Bilincin negatif veya pozitif olmak üzere, arasından istediğini kullanacağı birçok materyali vardır.

2-b Alternatifli düşünme modelinin oturtulması

Bu egzersizler için basit ve her zaman kullanabileceğiniz telefon ve kapıyı egzersiz malzemesi olarak belirleyebilirsiniz.

Telefonunuz çaldığı zaman aklınıza arayana dair hemen bir isim gelebilir ya da hiç düşünmeden ahizeyi kaldırabilirsiniz. Düşünecek olursak, çalan bir telefonun kim olduğuna dair birçok alternatif olasıdır. İşte burada yapacağımız egzersiz telefon çaldığında “kim olabilir?” sorusunu soruyorsunuz. Hemen aklınıza bir isim geliyor. O anda bu ismin sizde bıraktığı duygunun “negatif” mi yoksa “pozitif”mi olduğunu hissetmeye çalışın. Eğer duygunuz pozitifse, bilinçli olarak negatif bir alternatif, negatifse pozitif bir alternatif daha üretip, sonra telefonu açın. Bu egzersizi uzun süre tekrarlayın bu sürenin sonunda zihin mekanizmasının bir uyarana ait iki alternatif ürettiğini göreceksiniz. Bir ayın sonunda bu egzersize devam ederken alternatif sayılarını ikiden fazlaya çıkartın.

Çağrışım olasılıkları
Her zaman

Beklediğimiz konuşmak Konuşmak Yanlış Telefon

Telefon istediğimiz istemediğimiz numara sapığı

Pozitif(+) Negatif(-)

Bu tarzda alternatif üretmeyi öğrenen beyin, her olay karşısında farklı boyutlara ait birçok alternatif üretmeye başlar. Gelen uyaranın sadece görünen yüzü ile ilgilenmekle kalmaz diğer boyutlara da ait bilgiler üretir. Bir başka deyişle düşünce sistemimiz uyaranın çağrıştırdığı bilgi sınırının içinde kalmayarak sınırların ötesinde alternatifler üreten özgür bir yapıya kavuşur.

3-c Örümcek ağlarının temizlenmesi

Alternatifli düşünme modelini oturturken buna ilave olarak psişik yapınızı rahatlatmak üzere bir başka egzersizde yapılmalıdır. Çünkü, gerek egzersizlerinizi yaparken gerekse alternatiflerinizi üretirken düşünce sistemimizi zorlayacak; bilinçdışı bir malzemenin negatif etkisinin engeliyle karşılaşacaksınız önce bunların temizlenmesi gerekmektedir. Örümcek ağlarını temizleme egzersizi ile bilinçaltını kontrol etmeyi öğrenebilirsiniz. Burada amaç bilinçaltında biriken, davranışlarımıza biz istemeden yön verebilecek bilgilerin sahip olduğu enerjiyi boşaltmaktır. Günlük yaşantınızda yapmak isteyip yapamadığınız, size ters gelen olaylar, canınızı sıkan olgular v.b.

Akşam yatmadan önce yatağınızın dışında,sizi uyutacak kadar konforlu olmayan bir yerde gözleriniz kapalı olarak oturun. Oturduğunuz son andan geriye doğru o günün olaylarını film şeridi gibi gözünüzün önünden, ana başlıklar halinde geçirmeye çalışarak görselleştirin. Örneğin en son diyelim ki dişlerinizi fırçaladınız, o sahneyi gözünüzün önüne getirin, üzerinde fazla durmayarak hemen ondan önceki yaşadığınızı hatırlayın ve onu gözünüzün önüne getirin örneğin pijamalarınızı giymeyi görselleştirin, sonra bir öncekini,tekrar bir öncekini...Ta ki sabah yataktan kalktığınız ana gelinceye kadar bu egzersize devam edin.

Bu egzersiz kesinlikle günün muhasebesini yapmak için değil, belli bir disiplin içinde, bilinçaltında ve bilinçdışındaki enerjileri boşaltmayı hedefler.

4-d Üçüncü boyutu yakalama egzersizi

Bu egzersiz üçüncü boyutu olan resim malzemeleri ile yapılır. Bu tür resimlerden elde edeceğiniz koleksiyonla üçüncü boyutu görebilmeyi başarmak sureti ile çabuk konsantre olabilmeyi öğrenmiş olacaksınız.Yapılacak olan bu egzersizle beynimize vermek istediğimiz mesaj şudur:”Dünya sadece senin öğrendiğin kadar ve miktarda değil. Daha bilmediğin , göremediğin birçok şey var. Yeni bir bakışla bakarsan, normalde göremediğin kristal gibi başka bir dünyayı görebilirsi. Bugüne kadar çevrene bakışında sana öğretilmiş olan belli bir düşünce şeklini kullandın. Başka düşünce şekillerinin de olabileceğinden haberin yoktu. Şu halde pozitif düşünce modeli de senin bilmediğin ve kullanmadığın bir düşünce gücü şeklidir. Uğraşırsan onu da öğrenebilirsin.”

Şimdi pozitif düşünmeyi sağlayacak egzersizlerden ikincisi olan pozitif enerjiyi kazanma egzersizine göz atalım.

2- Pozitif enerjiyi kazanma egzersizi
Başarmanın arkasında pozitif enerji yatar, çünkü pozitif enerji performansı arttırır.

Pozitif enerjiyi arttırmak için şu egzersizlerin yapılması önerilir.

2-a Biyoenerjiyi arttırma egzersizi

Sabahları kalktığınızda duş alın. Suyun yarattığı etki vücuttaki pozitif enerjiyi arttırır. Sabahları yapılacak egzersiz işe başlandığı ilk saatlerde karşılaşılan performans düşüklüğünün önüne geçer. Böylece, yeterli enerjiyle, hayal kırıklığı yaşamadan zor görevlerin üstesinden kolayca gelebilirsiniz.

2-b Meditasyon
Meditasyon kelimesi genel olarak gevşeme veya enerji artırımı için kullanılan, temelinde konsantrasyon olan farklı uygulamaları ifade eden bir kavramdır. Beden ve zihin arasında koordinasyonun kurulmasına dayanır. Bu uygulama gevşemeyi sağlayarak, vücuttaki herhangi bir acıdan arınmayı, zihni boşaltarak, vücuttaki her bir hareketten haberdar olmayı öğrenmek suretiyle, sinir sistemini sakinleştirmeyi ve böylece enerji harcamasını minimize etmeyi öğretir.

3-c Gevşeme teknikleri
Meditasyonun fizyolojik yapıya kazandırdıklarına benzer faydalar sağlayan, fakat onun gibi mistik olmayan bir tekniktir.

Stresle mücadele ile kaybedilen enerjiyi önlemek ve enerjinin yeniden kazanılmasını sağlamak için yapılan gevşeme egzersizleri birkaç çeşittir.

Bunlardan birini hep beraber burada uygulayalım ; rahat bir şekilde oturun, gözlerini kapatın, ellerinizi iki yana uzatıp, ayaklarınızı serbest bırakın ve sakince içinizden söylediklerimi tekrar edin ve hissetmeye çalışın.

Ben çok sakinim, sakinim, sakinim,
Bütün vücudum ağırlaşıyor,
Bütün vücudum ısınıyor,
Kalp atışlarım sakin,
Nefes alışım sakin,
Karın bölgemde bir sıcaklık oluşuyor,
Alnım serin ve rahat,
Ben çok sakinim.
Gözlerinizi açabilirsiniz,nasıl şimdi kendinizi daha rahat hissediyor olmalısınız.

Pozitif enerjiyi toplamak için 10 maddelik reçete;

Nelere sahip olduğunuzun farkında olun.
Hedefleri belirleyin ve plan yapın
Değiştiremeyeceğiniz şeyler üzerinde ısrar etmeyin
Daha iyi bir dünya düşleyin
Çiğneyemeyeceğiniz lokmayı ağzınıza almayın
Probleminizle yüz yüze gelmeye çalışın
İşinizin çok önemli olduğu üzerinde durun
Dikkatinizi içinde bulunduğunuz durum ve zamanda toplayın
Dinlenmek için zaman ayırın
Başkalarına da güvenmeyi öğrenin.
Sırada başarı için pozitif duygunun kazanılması konusu var.




fatos_fatos Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Eski 29-10-2007, 13:21   #5
fatos_fatos
cCc Türk Kızı cCc
 
fatos_fatos - ait Avatar
 

Üye No : 4683
Mesajlar : 10.411
Üyelik Tarihi : 17.10.2005

Bulunduğu Yer : cCc*TÜRKİYE*cCc


Tecrübe Puanı : 2704
Karizma Puanı : 218072
Karizma Derecesi
fatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviye

BAŞARI İÇİN POZİTİF DUYGUNUN KAZANILMASI

Zihninizde kendinizi ,başarı kazanan biri olarak canlandırın. Bu resmi zihninizde devam ettirin. Kendinizi hiçbir zaman kaybeden olarak düşünmeyin. O an içinde bulunduğunuz durum ne kadar vahim olursa olsun daima başarılı bir tablo çizin.Şimdi pozitif düşünceye ulaşabilmek için sayacağım davranış şekillerinden ne kadarını kendi yaşantınız için uygulayabildiğinizi gözden geçirin.Böylece pozitif düşünmeyi öğrenme sürecinde ne kadar yol aldığınızı tespit edebilirsiniz.

Negatif düşünceler aklınıza geldiği zaman,özellikle sesli olarak pozitif alternatifleri üretin ve tekrarlayın.
Hayallerinize engeller oluşmasına izin vermeyin.Bu engelleri mümkün olduğu kadar minimize etmeye çalışın
Zorlukları korku ile değil, olduğu gibi ele almaya çalışın.
Diğer insanlara bakıp, özenerek onları taklit etmeye çalışmayın. Ne herhangi biri tam olarak siz olabilir ne de siz bir başkası olabilirsiniz.
Neyi, niçin yaptığınızın bilincinde olmalısınız. Bunu tartışacak, anlamanıza yardım edecek bir dosta sahip olun.
Zaman zaman uygun olan yerde inançla ilgili şöyle bir cümleyi tekrar ederek varsa aşağılık duygusunun negatif etkisini kaldırmaya ve kendinize güveninizi kazanmaya çalışın. ”Tanrı insanlara her şeyi başarabilme gücünü verdi. Ben de bu güce sahibim. Yapacağım tek şey bunu kullanmak.
Kendinizi çeşitli olaylar içinde analiz ederek iyice tanımaya çalışmalısınız. Sahip olduğunuz yeteneklerinizi iyi bilirseniz, onları her seferinde % 10 yükseltmek üzere hedefler koyarak kademe kademe ulaşabilirsiniz.
Hiçbir şeyin sizi yıkamayacağını kendinize tekrarlayın ve buna inanın. Bu inanç sizin her karşılaştığınız problemle baş etmeniz konusunda gerekli olan enerjinin oluşmasını sağlayacaktır.
Sizi negatif olarak etkileyecek olan çevrelerden uzak durun. Çevreyi pozitif olarak etkileyemiyorsanız ısrar etmeyin. Negatif çevre sizi etkisi altına alabilir.
Koyduğunuz hedeflerin belirgin olmasını sağlayın. Hedefe ulaştığınız zaman bunu hemen bilmelisiniz ki, ödül merkeziniz uyarılabilsin. Muğlak bir hedef, enerji tüketimine sebep olur ve hayal kırıklığı yaratır.
İçinde bulunduğunuz grupla pozitif deneyimlerinizi paylaşın. Bu şekilde hem pozitifleri görebilir ve hem de çevrenizdekilerin görmesini sağlayabilirsiniz.
Açık, net ve anlaşılır olmaya çalışın. Gizemli veya sır küpü görünümlerden kaçının.
İnsanları motive etmek için geribildirimleri anında verin ve bunun o kişi tarafından anlaşılır olmasını sağlayın. Uygun zamanın gelmesini beklemeyin.
Geribildirimleri verirken pozitif tonda bir ses ve beden dili kullanın.
Rutin olan işinizi kendiniz için eğlenceli bir hale getirin.
İnsanlara pozitif geribildirim vermede ayrımcılık yapmayın, adaletli olun. Aksi halde ödülü alan “Neden ben?” , almayan da “Neden bana verilmiyor?” diye sorar. Bu çevrenizde güven duygusunun sarsılmasına neden olur.
Güleryüzlü olun, etrafınızda karşılaştığınız insanların nasıl olduklarını sormayı ihmal etmeyin. Unutmayın pozitif enerji iletişimle aktarılır.
Önce kendiniz, sonra karşınızdakilerle barışık olun ve saygı duyun.
Eleştiriye açık olun, takım arkadaşlarınızın sizin iyi olmayan taraflarınızı, düzeltebilmeniz için eleştirmelerine müsaade edin.
İnsanların ileri sürdüğü yeni fikir ve öneriler o an için kullanılır olmasalar bile, kişiyi ödüllendirici geribildirimler verin. Zira o işe yaramaz görünün fikirler, kullanılmaya uygun olanların doğmasına yardım eder.
Son olarak pozitif düşüncenin bizlere neler kazandırdığına bakalım.Az önce yaptığımızı yine tekrarlayalım ve simdi de kendi adımıza kazanımlardan ne kadarına sahip olduğumuzu tespit edelim.

POZİTİF DÜŞÜNCENİN İNSANA KAZANDIRDIKLARI

Pozitif düşüncenin öğrenilmesi ile elde edilen alternatif üretme sanatı ve pozitif enerjinin kontrolü, insanın birçok alandaki uygulamalarında, başarı elde etme kolaylığını ve devamlılığını getirir. Böylece, hızlı değişen dünya ile başa çıkma kolaylaşır. Koşulların hızla değiştiği, herkes için çok farklı çözüm üretmenin gerekli olduğu günümüzde, karşılaştığımız durumlara ayak uydurabilmeyi sağlayacak bir yapı kazanılmış olur. Şimdi pozitif düşüncenin bize kazandırdıklarını başlıklar halinde görelim.

Rasyonel yapısı kazanılmış olur.
İnsan öğreti kalıplarının oluşturduğu sınırların da ötesinde düşünebilir ve görebilir, farklı ve özgün çözümler üretebilir.
Pozitif düşünce yapısı,düşünce sistemine özgürlük sağlar.
Pozitif düşünce yapısına sahip olan kişi ilişkilerinde ortak noktayı kolay bulur.
Hazırcevaptır.
Düşüncesi başkalarının düşünce şekillerini de içerir dolayısıyla karşısındakini daha kolay anlar.
Barışçıl bir düşünce sistemine sahiptir.
Kıskanma duygusundan uzaktır. Zira farklı düşüncelere sahiptir ve her zaman paylaşacağı birşeyleri vardır.
Kendini iyi tanır ve tatmin olacağı cevaplar üretir veya ne aradığını bilir.
Kendi kendini motive ederken çevresindekileri de motive eder.
Her zaman açık bir kapı görebilir ve dolayısıyla strese girmez.
Değişimlere ayak uydurmada süratlidir.
Pozitif düşünce yapısına sahip olanların kendine güvenleri vardır, dolayısıyla etraflarında güvenilir bir ortam oluştururlar.
Pozitif düşünme modelini benimseyen insan, beyninin kontrolünü, dolayısıyla bütün davranışlarının kontrolünü kendi elinde tutar.
Pozitif düşünce yapısına sahip insanların bir araya gelmelerinden doğacak sinerjinin boyutları, her türlü krizi aşmaya yeterli olur.
Pozitif düşünce boyutunu kazanmış insan huzurludur, etrafındakilere de huzur verir.
Pozitif düşünce yapısına sahip olan insanların kendilerini gerçekleştirmeleri daha kolaydır.
Daima çözüme yönelik bir düşünce sistemi ile hareket eder.
Pozitif düşünceye sahip insan kendi kendine karar verebilme ve yönlendirebilme yeteneğine sahiptir.
Pozitif düşünce yapısını benimsemiş insan işbirlikçi, ikna edici ve öğrenmeye daima açıktır.
Hayatınıza pozitif düşünceyi davet ederseniz, hem kendinizi hem de dış dünyayı daha fazla seveceksiniz. Kendimizi ve başkalarını sevmek özgüven oluşturur. Böylece çevremizde oluşturacağımız güvenli bir dünyada yaşamak daha sağlıklı, kolay ve mutluluk dolu olacaktır.Arz ederim.

I.BÖLÜM
KENDİNİZLE İLGİLİ FARK ETMENİZ GEREKEN ÜÇ KAYNAK:
GELECEK HAYALİNİZ
HAYAT AMACINIZ
DEĞERLERİNİZ
HEDEFLERİNİZ
OLUMLU DÜŞÜNCE


II.BÖLÜM


POZİTİF DÜŞÜNCE NEDİR ?
NEDEN POZİTİF DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENMELİYİZ ?
POZİTİF DÜŞÜNCE NASIL ÖĞRENİLİR?
BAŞARI İÇİN POZİTİF DUYGUNUN KAZANILMASI
POZİTİF DÜŞÜNCENİN İNSANA KAZANDIRDIKLARI
KENDİMİZİ TANIMAK
Hiç kendinizi sorguladınız mı?

Duygularınızı tanıyor musunuz?
Düşünce ve duygularınızı inatla savunuyor musunuz?

Kendinizin ve başkalarının duygularına önem veriyor musunuz?
İstediğiniz amaçlara ulaşıyor musunuz?

Kendinize güveniyor musunuz?
Hem kendinizi hem de başkalarını kırmamaya özen gösteriyor musunuz?

Kendinizi üstün görüyor musunuz?
Sürekli öfkeli ve kaygılı mısınız?

Temkinli ve sorunlardan kaçıyor musunuz?
Zaman zaman kabalaşıyor musunuz?

Hiç düşünmeden başkalarını kırarak kendinizi haklı çıkarmaya mı çalışıyorsunuz?
Başkaları sizin hakkınızda karar veriyor ve sesinizi çıkarmıyor musunuz?

Geleceğinizle ilgili kararlar almak aslında hiç de zor değildir. Zorluğu yaratan, sizin kendinizi yeterince tanımamanızdır. Hayata dair kararlar almanızı kolaylaştıracak nitelikte olan, kendiniz ile ilgili bilmeniz gereken üç temel çıkış noktası vardır.

GELECEK HAYALİNİZ.

Ernest Hemingway’in “İhtiyar Adam ve Deniz” adlı yapıtındaki ihtiyar balıkçıyı hatırlayınız.

Hazin bir öyküdür bu… İhtiyar balıkçı, Karayipler’de 85 gün olta salladıktan ve eve eli boş döndükten sonra, bir gün iyice açılıp “büyük balık”ı yakalar.

Lakin kıyıya dönerken, yedeğine aldığı, teknesinden yarım metre daha büyük olan bu kılıçbalığı, yol boyu kan kokusuna gelen canavar köpekbalıklarınca didik didik edilir.

Balıkçının bu korkunç mücadeleden elinde kala kala dev balığın iskeleti kalmıştır.

Kan revan içinde, uykusuz ve bitkin sahile yanaşırken “beni adamakıllı yendiler… hem de ne yeniş.” diye geçirir içinden…

“Yenilmedim aslında, belki biraz fazla açıldım, o kadar…”

Hayat yolculuğumuz da öyle değil midir?

Kimi için güzel bir kadındır “büyük balık”, kimi için zengin bir damat, iyi bir hayat, hayırlı evlat ya da müstakil ev, son model araba, sınırsız servet…

Kimi, büyük balığı hiç görmeden ölür. Kimi, bir kez tuttu mu, bir daha açılmaz hiç…Onunla gömülür. Kimi ise yaşam denilen şakaya gelmez deryanın dalgalarında yalpalana yalpalana arar büyük balığı bir ömür boyu… Açıldıkça bulma şansıyla birlikte artar, yitirme ihtimali… zor bulanlar, çabuk yitirir bazen…

Acımasızca yağmalanır ve sonuçta elde bir kılçıkla kalakalırlar.

Yenilgi değildir onlarınki aslında…

Olsa olsa biraz fazla açılmışlardır.

Ama insanlık, kısmen de onların fazla açılması sayesinde ilerler.

Keşke biraz fazla açılsanız… Sonra dönüp baktığınızda “iyi ki yapmışım” deseniz. Emin olun bütün bir yaşamı kıyıda geçirip, sonra da “keşke biraz açılsaydım” demekten daha iyidir.

Hayallerinizin büyüklüğü, geleceğe bakışınızın ve ufkunuzun genişliğine bağlıdır.

Çetin Altan, “Güneydoğu’daki bir ağanın milyarları istakoz ve şampanyanın tadına bakmaya yetmez.” der.

Hani köyün çobanına sormuşlar: “Çok paran olsa ne yaparsın?” “Hep soğanın cücüğünü yerim.” demiş. İleride olacağınız yeri, hayallerinizin büyüklüğü ve sıradışılığı belirler. Bakın, “hedefleriniz” demiyorum…. Yanındaki çobana sormuşlar: “Sen ne yapardın?”. “Bana bir şey bırakmadı ki!” demiş.

Karaman’da şehrin ortasında Piri Reis heykeli var. Dünya denizlerini dolaşan, o inanılmaz haritaları yapan Piri Reis, bozkırın ortasında ufacık bir şehirden çıkmış. Sizce onu diğerlerinden ayıran en önemli özelliği hayal gücü müydü?

24 Kasım 1993 tarihinde İstanbul’da Galatasaray ile Barcelona arasında oynanan Şampiyonlar Ligi ilk maçı sonunda Barcelona takımı teknik direktörü Crufyy’a bizim gazetecilerden bir soru: Galatasaray’dan Suat’ı nasıl buldunuz, Avrupa’da futbol oynayabilir mi?

Cevap: Niye burası Avrupa değil mi? Elbette dünyanın her takımın da oynar.

İşte Türk insanın zaafı ve kendine güvensizliğine çok çarpıcı bir örnek. Hem Şampiyonlar Liginde oynuyor, hem de Avrupa’ da oynayabilir mi diye soruyor....

HAYAT AMACINIZ

Yaşamınızda çok büyük bir başarısızlık yaşadınız mı? İşe yaramaz bir avukat yaşadı. Çok varlıklı bir aileden geliyordu ve anne babasının gurur kaynağıydı. En iyi okullarda okumuş, avukatlık diploması almıştı ve çok önemli insanlar tanıyordu. Fakat iyi bir avukat olarak kendisini kanıtlaması gerekiyordu. Babasının yardımını ve sosyal çevresini kullanmadan başarmak istiyordu bunu. Ancak, mahkeme salonunda bıraktığı ilk izlenim korkunçtu. Karşı tarafın gücünden o kadar korkmuştu ki büyük bir yenilgiye uğradı.

Kendisini bitkin hissettiği bir anda, kendisinden çok daha kötü durumda olan insanlar olduğunu fark etti ve işte o zaman, sorununu nasıl çözeceğini düşünmeye başladı.

Çok ünlü bir avukat olmayı başaramadı; ama kendi felsefesini geliştirdi ve kendine bir hayat amacı belirledi. Memleketi olan Hindistan’ın İngiliz egemenliğinden kurtulmasını sağladı. Adı Mahatma Gandhi’ydi…
Gandhi’ nin hayat amacı dünyayı derinden etkiledi.

O başarısız avukatın, dönüp kendine bakarak bir hayat amacı belirlemesi , Hindistan’ın kaderini değiştirmeyebilirdi. Emin olun, kendi kaderini etkilemiş ve hayatına değer katmıştır.

Hayat amacınıza gerçekten inanmanız, yani kalbinize yazmanız gerekir.