Ana Sayfa WebTurkiye®Resim WebTurkiye®Muzik
Geri Dön   Web Türkiye Portal >
EĞİTİM & E - KİTAP & KİTAP
> Ödev ve Doküman Arşivi > Ödev Arşivi > Sosyal Bilgiler & Bilimler
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Takvim Bütün Forumları okunmuş kabul et


Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 03-11-2007, 01:06   #1
fatos_fatos
cCc Türk Kızı cCc
 
fatos_fatos - ait Avatar
 

Üye No : 4683
Mesajlar : 10.411
Üyelik Tarihi : 17.10.2005

Bulunduğu Yer : cCc*TÜRKİYE*cCc


Tecrübe Puanı : 2704
Karizma Puanı : 218072
Karizma Derecesi
fatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviye

Empati Kurmak

Sorunlarımızın çözümünde herkes için“empati” adıyla bilinen bir yöntem var.Empati, kişinin kendini geçici bir süre başkalarının yerine koymasıdır.Empati kurabilen insanlar, pek çok sorunu kolayca çözebilirler.

Empati kurulan yerlerde genellikle hoşgörü, anlayış, huzur, sevgi ve saygı görülür.Empatinin kurulmadığı yerlerde ise genellikle sorun, gerilim, anlaşamazlık, çatışma, yalnızlık... yaşanır.

Anne-babalar doğaldır ki çocuklarını severler, korurlar, desteklerler.Ancak bazen olur ki anne, evlâdıyla anlaşamayabilir, hatta çatışmaya bile girebilir. Bunun nedeni annenin, kendini çocuğunun yerine koymaması ya da kendi çocukluğunu unutmasıdır.Öğretmenler, bazen öğrencileriyle anlaşamaz, çatışmaya bile girebilir. Bunun da nedeni çoğu kez öğretmenin kendini öğrenci yerine koymamasıdır. Büyüklerin küçükleri anlamaları empatiyle sıkı ilişkilidir.

Empati, genellikler her yerde ve zamanda uygulanabilecek bir yaklaşım tarzıdır.Ancak bazen empati kurmak sorun çözmeye yardımcı olmak bir yana, sorun üretmeye yol açabilir.Kendinizi kırmızı ışıkta durmayıp geçen, biraz sonra da polis tarafından sorgulanan bir sürücü olarak düşünün!.. Polis, sizi durdurup görevini yerine getirirken ona şöyle diyebilir misiniz?

– Memur bey, işim çok aceleydi.Durup beklemeye hiç tahammülüm yoktu. Rica ediyorum!.. Bana işlem yapmayın! Ceza yazmayın!.. Kendinizi benim yerime koyun!..

Böyle bir durum karşısında polis, görevini yapmaktan vazgeçerek sürücüyü affederse ona iyilik mi yapmış olur, empatik mi davranmış olur?!..

Empati; her olay karşısında, her ortamda, her işlemde her zaman uygulanabilecek bir tavır değildir. O nedenle kişi empatiyi nerede, nasıl, ne oranda göstereceğini çok iyi hesap etmelidir.

Empati kuramayan kişilerde bencillik, inatçılık, katılık, kıskançlık, sevgi ve saygısızlık gibi olumsuz huylar görülür.Hiç kimseye yararı olmayan bu kötü huylardan vazgeçmek sanırım herkesin hedefidir. Sevgi, hoşgörü, anlayış, birliktelik, dostluk, muhabbet gibi güzel huyların ortaya çıkmasında empatinin büyük katkısı olur.

Empati kurmak aslında çok kolay bir iştir.Bunun için karşımızdakileri kendimiz gibi düşünmek yeterlidir. Bunu yapabilirsek ardından sevgi, saygı ve anlayış ortaya çıkar. Elindeki çöp poşetini başkalarının kapısının önüne rastgele fırlatan birine şunu pekâlâ söyleyebiliriz:

– Kardeşim, orası senin evinin önü mü?!.. O poşeti fırlatan başka birisi, burası da senin evinin önü olsa ne yapardın?!.. Bu sokak hepimizin değil mi?!..

Böylesi uyarı ve hatırlatma görevini sanırım hepimiz her yerde, uygun ifadelerle pekâlâ yerine getirebiliriz.

İnsan; bir sözü söylerken, bir tavrı koyarken, bir davranışı sergilerken hep karşısındakini düşünmeli ya da muhatabının yerine kendini koymalı.Böyle yapılırsa insanî münasebetlerimizde özlenen güzellikler ortaya çıkar.




fatos_fatos Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-11-2007, 01:07   #2
fatos_fatos
cCc Türk Kızı cCc
 
fatos_fatos - ait Avatar
 

Üye No : 4683
Mesajlar : 10.411
Üyelik Tarihi : 17.10.2005

Bulunduğu Yer : cCc*TÜRKİYE*cCc


Tecrübe Puanı : 2704
Karizma Puanı : 218072
Karizma Derecesi
fatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviye

İletişimde Empati


En genel tanımı ile Empati ,bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi olarak tanımlanmaktadır.
İletişim ise Toplum içinde yaşayan insanın kendisini ve çevresini daha iyi tanımasını ve başkaları ile uyumlu ilişkiler gerçekleştirmek için etkileşim kurabilme ve bu etkileşimi geliştirme becerisidir.
İnsan topluluğu ve davranışları ile ilgili her dalın iletişimle ilgilenmesi gerekmektedir. İletişimin gerçekleşmesinde Empati en temel eylem olmalıdır.
Bu bağlamda Empatik iletişimin gerçekleşmesinde ,karşımızdaki kişiyi işitmek yeterli olmaz. Onun söylediklerini anlamak,düşünmek,etkin bir dinleyici olmak gerekir. Onun duygularını yansıtma fırsatı vermek,kendini ifade etme ortamı oluşturulmasında Empatik iletişim gereklidir.
Empati kurmak için öncelikle karşımızdaki kişinin bizim gibi bir varlığı, bizden farklı değer yargıları ve inançları olduğunu bilmek ve bunu kabul etmek gerekir. Bu kabulden hareketle, etkileşimde bulunduğumuz kişinin haklı/haksız, iyi/kötü biçiminde yargılanmaması, sadece onun durumunun anlaşılabilmesi için çaba gösterilmesi gerekir (Harrow, 1999)

Modern hayatın içerisinde yaşadığımız bir çok sorun alanın empatik kavramıyla ilişkilidir. Günlük hayatın içinde unuttuğumuz değerler ve dayanışma açısından empati son derece önemlidir. Yine bir çok kaygı ve sorun arasında kendimiz karşımızdakinin yerine kayabilmemiz son derece güçtür.
İletişimde empatinin kurulabilmesi için,kişinin karşısındaki kişinin hem duygu hem de düşüncelerini doğru olarak anlaması büyük önem taşır. Ayrıca empati kuran kişinin zihninde oluşan empatik anlayışı karşısındaki kişiye iletmesi de empatinin gerçekleşmesinde son derece önemlidir. Bir başka deyişle karşımızdaki kişinin duygu ve düşüncelerini anlamak yeterli değildir. Bunun iletilmesi de gerekmektedir.

Emaptik anlayışımızın gelişmesi için Ben-Merkezcilikten uzaklaşmamız gereklidir. Hatta zorunludur. Ben – Merkezcilik iletişimi engelleyen faktördür. Bu durumda insanların duygularını ve ne hissettiklerini anlamakta zorluk çekilir.
Empatik iletişim becerimizin gelişmesi için iş birliği,yardımlaşma ve dayanışmaya acık ,savunucu iletişimden uzak,farklılıklar arasında benzerliği aramaya çalışan birey olunmalıdır.

Bireylerin gelişime açık,kendini yenileyen,önyargılardan uzak,iletişim kurduğu kişinin bulunduğu yeri değerlendiren demokratik tutumu davranış edinmiş kişiler bu kazanımlarını empatik iletişimi gerçekleştirerek yapmışlardır.
Bir başka deyişle empatik iletişim içinde olan birey demokratik tutum ve davranış sergileyen bireydir. Bu bağlamda empatik iletişim,bireylerin birbirini anlama ve iletişim den kaynaklanan sorunların çözümünde en temel etkidir.

Bir çok sorunun anlaşılamamaktan kaynaklandığı,karşısındaki kişiyi kabul etmeme veya dinleme gibi iletişimi engelleyen tutumlar içinde olmanın temeli empatiyi geliştirememektir.
Emapatik iletişimi gerçekleştiremeyen Ebeveynler eğer çocuklarını anlayamıyor,onların tutum ve davranışlarını değerlendirmede zorluk çekiyorlarsa,çocukların sorunlarına yardımcı olmak istiyor,fakat bunu başaramıyorlarsa,çocukları ile olan sorunlarının çözümünde hemen empatik iletişim kurmayı başarmalıdırlar.

Empatik iletişimi gerçekleştiren Ebeveynler,çocuklarına güven duygusunu kazanmış,onların duygu ve düşüncelerini anlatmasında dinleme becerisini geliştirmiş,çocuklarının yaşının getirdiği psiko-sosyal sorunlara çözüm bulmuş ailelerdir. Bu ailelerde demokratik tutum ve davranış kazanılmış olup,sağlıklı ve başarılı çocuklar yetiştirmektedirler.
Çağımızın getirdiği bir çok farklı sorunla karşı karşıyayız bir çok sorun tartışılmadan ketlenmektedir. Çocuklar anne ve babasından uzaklaşmakta,çevresindeki kötü niyetli kişilerle iletişim kurmaktadırlar. Okullarda şiddetin artması,uyuşturucuya yönelim tüm bu tutum ve davranışların temelinde empatik iletişimin geliştirilmemesi nedendir.

Mutsuz evlilikler ve bunun sonucu artan boşanmalar,eşler arasında sorunlarına yaklaşımda empatik iletişim geliştirememek belirleyici önemli nedenlerdir.

Empatik iletişimin yetersizliğinden dolayı yukarıdaki örnekleri artırabiliriz. Amacımız olumsuzlukları vurgularken bunların tartışılarak bir sonuca gitmesidir.

Bu bağlamda birey olarak empatik tutum ve davranışı geliştirmeli bu konuda Psikiyatrisler,Psikologlar,Sosyal Hizmet Uzmanları,Sosyologlar,Akademisyenler,Öğretmenler,İ letişim Uzmanlarına görev düşmektedir.
Yurttaşlarımızın, sorunlarının tartışılması, çözümü,kendisini ifade etmede , demokratik bir toplum için empatik iletişim geliştirilmelidir.

Kemal GÖKCAN




fatos_fatos Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-11-2007, 01:08   #3
fatos_fatos
cCc Türk Kızı cCc
 
fatos_fatos - ait Avatar
 

Üye No : 4683
Mesajlar : 10.411
Üyelik Tarihi : 17.10.2005

Bulunduğu Yer : cCc*TÜRKİYE*cCc


Tecrübe Puanı : 2704
Karizma Puanı : 218072
Karizma Derecesi
fatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviye

İşyeri İçerisindeki Sorunların Çözümünde Empatik Anlayış


İşletmeler için sorunlar hem işyerinde çalışanlar, hem de işverenler için istenmeyen bir durumdur. Ama aynı zamanda sorunların oluşması da kaçınılmazdır. Bir sorun ortaya çıktığında genellikle işletme içerisinde bulunanlar şu tutumlardan birisini sergileyeceklerdir;

* Diğer kişiyi sorunun nedeni olarak görme ve onu suçlama,

* Diğer kişiye karşı olumsuz duyguların ortaya çıkması ve
bunun bir canlı gibi kişinin iç dünyasında yaşamaya başlaması,

* Kişinin sorunlardan kendisini sorumlu tutması ve kendisini
suçlaması,

* Sorunların çözülmeyeceğini, işlerin iyiye gitmeyeceğini
düşünen işverenin işçisini işten çıkartması veya işçinin işten
ayrılmasıdır.

Sorunlar her işletme içerisinde mutlaka ortaya çıkacağına
göre, sorunların çözümü için adım atmak en uygun yol olarak
ortaya çıkar. Sorunların çözümünde önemli bir nokta da diğer
kişinin aynı olaya karşı nasıl yaklaştığı, aynı durum hakkında
ne düşündüğü hatta bu durumdan haberdar olup olmadığını
bilmesi sorunların çözümü için önemli bir adım olacaktır.

Bu çalışmada ise; işletme içerisinde meydana gelen sorunların
çözümü için "empatik anlayış geliştirme" üzerinde durulmakta
ve incelenmektedir.
A) EMPATİK ANLAYIŞ

Empati açıklanmaya çalışıldığında iki temel fiil belirgin
olarak ortaya çıkmaktadır. İlk fiilin adı "yansıtma"dır, yani
diğer kişinin yaşadıklarını ve deneyimlediklerini ona geri
bildirmedir. İkincisi ise "kabul etmek"tir, yani diğer kişinin
yaşadığını onaylamaktır. Diğer insanı tam olarak anlayarak
empati kurabilmek oldukça zordur. Empati kurarken bir insan
diğer insanı kabul eder, onunla iletişim kurar ve onu anlamaya
çaba gösterir. Empatik iletişim sırasında bir insan diğer
insanı samimi bir şekilde kabul eder ve onun bakışı ile bakar
ve onun ile birlikte hisseder (Bellous).

Bir grup içerisinde bulunan insanların benzer durumlarda
benzer duyguları yaşamaları o grubun içerisinde olanların
dayanışma gösterebilmesine ve uyum içerisinde olmalarına
yardım eder (Clay, 1973, s.60). Bir kişinin empati kurması, o
kişi ile diğer kişi arasındaki benzerliğin varlığı ile
ilgilidir. Bir insan empati kurması diğer kişinin duyguları
ile kendi duyguları arasında bir benzerliği ifade eder. Empati
kurulamazsa bir insan diğer insanı anlayamaz. Empati kurulmaya
çalışıldığında bazen yanlış anlamaların olması da mümkündür.

Kişilik empatinin en önemli belirleyicilerinden birisi
değildir. Empati kurulmasında benzerlikler önemli bir rol
oynar. Örneğin aynı yaş, cinsiyet, ırk ve eğitim seviyesinde
olmak önem taşır. Özellikle diğer kişi ile aynı sosyal grup
içerisinde olmak önem taşır (Smith, Henry Clay 1973 p. 60) .

Empati kuranların kişiliği: (Smith, Henry Clay 1973 p. 60 )
Düşük düzeyde empati kuran Yüksek düzeyde empati kuran
Hakim olmaya çalışırUysaldır
Bağımsızdır Bağımlıdır
Soğuk (ilgisiz)Sosyal (ilgili)
Saldırgan Saldırgan değildir.

Empati kuran kişi kendilik bilincini terk etme eğilimindedir.
İki kişi arasındaki paralellik o denli yüksektir ki, iki kişi
bir kişi olur. İki kişinin kimliği birleşir. Empati kuran ile
kurulan arasında uzun bir mesafe yoktur. Empati kurulduğunda,
empati kuran kimse yeni bir kimliğe bürünür. Sempati
kurulduğunda ise kimlikler arasındaki farklılık empatiye
nazaran daha az görülür (Katz, 1963, p.9).

B) İŞYERİ İÇERİSİNDE EMPATİ

İşyeri içerisinde yaratılan ortak kimlik, samimi ilişkiler ve
yüksek derecede işbirliğinin anahtarıdır ve bu sayede firma
sahip olduğu bu organizasyonla rekabet avantajı sağlar (Ehin,
May-June, 1998).

Tingstad'a göre; işçi hata yaptığında üstünün ona karşı
tavırları onu eleştirmek olmamalıdır. Bunun aksine onun tavrı
işçisini rahatlatmak, anlamak ve teşvik etmek olmalıdır ve ona
şöyle demelidir: 'Eğer sen mükemmel olsaydın, hepimiz sana
kötü gözle bakacaktık.' (Tingstad, June, 2000). Empati diğer
kişiyi rahatlatmanın bir yoludur. İnsanlar diğer kişi
tarafından rahatlatılmak, anlaşılmak ve kabul edilmekten
hoşlanırlar. Sadece sözlerin duyulması değil sözlerin
ardındaki mesajın da anlaşılması önem taşır. İnsanların
birbirleri ile empati kurmaması hayal kırıklığı ve
reddedilmişlik duygusu yaratır (Katz, 1963, p.7). Empatik
anlamanın geçerliliği ise diğer kişinin anlaşıldığını
hissedebilmesine bağlıdır (Katz, 1963, p.23).

Yine aynı kişinin görüşüne göre insanlar hata yaptıklarında
rahatlatılmak isterler. Bu empatiyi çağrıştırır. Empati
yönetimin altın kuralıdır. Ve insanlar kendilerinin hata
yaptıklarında rahatlatılmalarından hoşlanırlar (Tingstad,
June, 2000).

İşyerinde beklenilen performansı gösteremeyen kişi için
yapılması gereken onu işten atmak ya da motive etmeye çalışmak
yerine onun içinde bulunduğu duruma empati ile yaklaşmak ona
yardım edebilmek için en uygun yapılabilecek iştir ( Lepine
,Jef, Jan, 2001) . Empati ise diğer kişi ile kimliksel bir
yakınlık ve diğer kişinin yaşadıkları hislerin benzerini
yaşamış olmayı gerektirir (Katz, 1963, p.26).

Bir görüşe göre, eğer bir çalışana üstü iltifat etmiyor ise, o
çalışan kendi niteliği ne olursa olsun, kendi performansı
hakkında şüpheye kapılacaktır (Lacking Of The Empathy In
Workplace) .
İşverenin işyerine olumlu duygularla gelmesi, çalışanları iyi
bir gün geçireceği düşüncesini oluşturur ve onları mutlu eder
(Stotland, ve diğerleri, 1971, p.5).

Empati çalışanları şımartmak ya da yatıştırmaya çalışmak
anlamına gelmez. Empati kuran üst altına karşı hala eleştirel
olabilir, onlardan yüksek standartlarda olmasını bekleyebilir,
onlardan bir şeyler talep edebilir. Empati kuran üst altına
karşı saygısını koruduğunu tam olarak göstermiş olur
(Rincover) . Empati kurmak, diğer kişinin gözü ile dünyayı
görmek, diğer kişinin kulakları ile duymak ve diğer kişi ile
birlikte hissetmektir (Katz, 1963, p.1).

Eğer yönetici çalışanlarının olumlu yönlerini görmez ise ve bu
konuda onlara geri bildirimde bulunmaz ise çalışanların
yaptıkları işlerine yönelik olumlu tutumlarında bir sönme
yaşanır (Rincover) . Yöneticilerin empati kaybı, çatışmalara
ve yanlış anlaşılmalara yol açar (Huneryager, S.G. And
Heckman, 1967, p.728). Empatik olan yöneticinin o işyeri
içerisinde işyeri fikir havuzlarını kurması olumlu katkılar.
yapacaktır (Huneryager, S.G. and Heckman,1967, p.732).
C) YÖNETİMİN GELİŞTİRECEĞİ EMPATİK ANLAYIŞ

Çalışma hayatı içerisinde çok farklı gruptan insanlar yer
alabilmektedir. Bir insan kendisinden farklı olan insanlara
karşı empati kurmakta zorlanır. Farklı toplumsal sınıflardan
olan, farklı mesleklerden olan insanların birbirleri ile
empati kurabilmeleri ve birbirlerini anlayabilmeleri zordur.
Yaş farklılıkları empati kurulmasını zorlaştırır. Yaşamları
tanıdık gelen insanlar, yaşam durumları benzer olan insanlar
birbirlerine karşı empati kurma eğilimleri vardır (Katz, 1963,
p.6). Ferdinand Tönnies'e göre; diğer insanı anlayabilmek,
karakter ve tutumu benzer olan insanlar arasında gerçekleşir
(Katz, L1963, p.32).

Totaliter rejimlerin hakim olduğu işyerinde işçilerin köle
gibi çalıştırılması nadir olarak etkinliği ve verimi arttırır.
Katılımcılık ise yaratıcılığı ve çaba sarf etmeyi desteklemede
hayati birer öneme sahiptir. Katılımcılık otokrasi içerisinde
imkansızdır, özellikle yönetici bu yönetimlerde empati kurma
yeteneğine sahip değildir (Huneryager, S.G. And Heckman 1967,
p.728).

Empati iki hareketten ibarettir:
a) Diğer kişiyi tanımlayabilmek,
b) Diğer kişinin duygularının bilincinde olmak (Huneryager,
S.G. And Heckman 1967, p. 39).
Yöneticinin sadece empatik olması yeterli değildir. Aynı
zamanda iletişim kurmasını da bilmelidir (Huneryager, S.G. And
Heckman 1967, p.736). Empatik yetenek diğer kişinin iç
dünyasını analiz etmek veya açıklamaya çalışmak yerine onu
anlamaya dayanır. Bir insan diğer insanı anladığında onu bütün
olarak görür (Katz, 1963, p.18).

Modern örgütlerden farklı olarak, post-modern örgütler büyük
ölçüde güvene dayanmaktadır. Karşılıklı güven, bugün insan
kaynakları yönetiminin en çok üzerinde durduğu, bağlılık,
aidiyet duygusu ve takım çalışması gibi kavramlarla yakından
ilişkilidir (Bozkurt, Ekim 2000, s.93).
Kendinden önce başkasını düşünerek davranma ve güven hala pek
çok şirket içerisinde nadir olarak tahsis edilebilmiştir.
Rekabette avantaj sağlamak ve güç kazanmak birincil önemi
taşımaktadır. İşyerinde işbirliğine dayalı bir yapı oluşturmak
için kökten bir paradigma değişikliği gereklidir (Ehin,
May-June, 1998).

İşbirliği para ödüllerini arttırmak şeklinde sağlanılamaz.
Sosyal hayat içindeki ilişkiler yüksek düzeyde güven ve
kendinden önce başkalarını düşünmek şeklinde kurulur (Ehin,
Charles, May-June, 1998). Empati için ise kendinden önce
başkalarını düşünmek gerekmektedir (Hauser, Feb, 2000)
(Colella, Jan, 2001) . İlişkiler hem de paylaşılan ortak
kimliğe, genel hedeflere, organizasyonun üyelerinin
istekliliğine dayanır. İlişkilerin inşası esas olarak
kendiliğinden gerçekleşir (Ehin, May-June, 1998).




fatos_fatos Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-11-2007, 01:09   #4
fatos_fatos
cCc Türk Kızı cCc
 
fatos_fatos - ait Avatar
 

Üye No : 4683
Mesajlar : 10.411
Üyelik Tarihi : 17.10.2005

Bulunduğu Yer : cCc*TÜRKİYE*cCc


Tecrübe Puanı : 2704
Karizma Puanı : 218072
Karizma Derecesi
fatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviye

D) İŞYERİ İÇERİSİNDE ÇALIŞAN PERSONELİN GELİŞTİRECEKLERİ
EMPATİK ANLAYIŞ

Empati sadece kendisiyle empati kurulana yardımcı olan bir
etkinlik değildir. Empati, empatiyi kuran kişi için de
önemlidir. Empatik becerileri ve eğilimleri yüksek olan, bu
yüzden de diğer insanlara yardım eden kişilerin, çevreleri
tarafından sevilme ihtimalleri artar. Bell ve Hall yaptıkları
araştırmalarda, liderlik özelliklere sahip olan kişilerin
empati kurma özelliklerinin yüksek olduklarını
belirlemişlerdir. Diğer pek çok insan özelliği gibi empatik
beceri de iki uçlu silah gibidir. İnsanların hayrına da
kullanılabilir, zararına da kullanılabilir. Bazı liderler
sahip oldukları empatik beceriden yararlanarak topluma hizmet
edebilirler, bazıları ise bu becerilerini insanlara hükmetmek
için kullanabilirler ( Dökmen, Mayıs 1997,s.14).

Empatik olmak diğer kişinin iç dünyasını duygusal bileşenleri
ile tam olarak anlamayı gerektirir. Bu işlem sanki diğer
kişiymişçesine onunla birlikte olmayı gerektirir. Fakat
"sanki" ayrımı asla yitirilmemelidir. Empati kurma sayesinde o
kişinin dünyasında güvenli bir arkadaş olmayı sağlar. Empatik
olmak ise diğer kişinin dünyasına onu yargılamadan girmeyi
gerektirir (Vincent). Empati bir kişinin diğer kişiyi
anlamasını olanaklı kılar, o diğer kişinin yaşadıklarına karşı
aynı zamanda duygusal olduğu kadar entelektüeldir (Devito,
1995, p.108). Bir insan empati kurarken, diğer kişinin
hislerini sanki kendi hisleriymiş gibi yaşar. Sanki diğer
insanmış gibi görür, hisseder, cevap verir ve anlar (Katz,
1963, p.3). Empati kaybolduğunda, bu kişinin kendisine
saygısının azalmasına yol açar. Bu durumda kişi kendisini bir
obje veya daha az önemli birisi olarak görü (Katz, 1963, p.8).

İşyeri içerisinde, o şirketin başarısı için dinleme yeteneğine
sahip olan çalışanların varlığı gerekmektedir. İşyeri içerinde
açık kapı politikası uygulamak, o işyeri içerisinde
çalışanların kendi görüşlerini korkmadan ve endişelenmeden
dile getirmelerine yol açar. Bu politika o işyeri içerisinde
çalışanlara üzerindeki baskıyı azaltır. Çalışanların açık kapı
politikası yolu ile dikkate alınmaları o işyerinde olumlu bir
ortamın yaratılmasını sağlar (Lacking Of The Empathy In
Workplace). İşyeri içerisinde çalışanlar üstleri ve astlarına
karşı olabildiği gibi çalışma arkadaşlarına karşı da empatik
anlayışı geliştirebilirler. Böyle bir anlayışın gelişmesi
sonucunda ise çalışanlar arasında sağlıklı ilişkiler kurulmuş
olur ve yaşanan çatışmalarda bir azalma meydana gelebilir.
Bunun sonucunda iş tatmininde olumlu yönde bir gelişme
oluşabilir.

İşyeri içerinde empatiyi kullanmak önemlidir fakat bunun içten
olması ve yapay olmaması gerekmektedir (Lacking Of The Empathy
In Workplace). Aşağıda çalışma yaşamında gerçekleşecek olan
empati için bazı uygunsuz alternatifler verilmiştir (Lacking
Of The Empathy In Workplace ):

* Papağan gibi tekrarlamak: Dikkatsizce diğer kişinin ne
söylediğini tekrarlamak,

* Öğüt vermek ya da tavsiyede bulunmak,

* Yargılamak ya da kendi fikrini söylemek,

* İnsanları basmakalıp kategoriye sokarak ya da
sınıflandırarak psikolojik, dinsel, politik ya da sosyal
yorumlar yapmak,

* Yaşadığı benzer bir deneyimi anlatmak ya da kendi favori
hikayesini anlatmak,

* Soru sormak. (bazen uygun bazen uygun olmayan sorular
sormak),

* Sessiz kalmak,

* Ona karşı sempati duyduğunu ya da ona merhamet duyduğunu
ifade etmek,

* 'Nasıl hissettiğini biliyorum' ya da 'şu anda yaşadıkların
olabileceklerin en kötüsü değil' gibisinden klişe sözler
söylemek,

* Baş sallama yolu ile ya da el, kol hareketlerini kullanarak
içten olmayan bir şekilde diğerini anlıyormuş gibi yapmak,

* Hatalı bir şekilde empati kurmak (diğer kişinin hisleri
hakkında yanlış tahminde bulunmak ya da hislerinin yoğunluğu
hakkında yanlış tahminde bulunmak).
Çatışma ve uzlaşmazlık durumunda empati kurabilen kişiler
diğerinin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurabilmektedirler.
Ayrıca işyeri için verilen empati eğitimi bireylerin daha iyi
takım çalışması yapabilmesini sağlar ve iş tatminini arttırır
(Cotton).

İşyeri içerisinde empatinin kaybı o işyeri içerisinde çalışan
insanlara karşı klişeleşmiş davranışların oluşmasına yol açar,
aynı zamanda bu insanlara birey olarak bir değer
verilmediğinin de bir göstergesidir. İş dünyası içerisinde
mevkileri ne olursa olsun çalışana saygı duyarak muamele etmek
önemlidir (Lacking Of The Empathy In Workplace).

Birlikte çalışan insanların düşük performans göstermelerinin
önüne geçmenin bir yolu bu insanların empati kurabilme
yeteneğini kazanmalarıdır. Bu grubun etkinliğinin artmasını
sağlayacaktır (Lepine , Jan, 2001).

İşyeri içerisinde açık kapı politikası, işçileri dinlemek,
onlara saygı ile muamele etmek şirket içerisinde pek çok
yaratıcı politika geliştirilir. Tüm bunlar çalışanlar ile
empati kurmanın olumlu bir sonucudur( Rincover).

Empati kurulan kişiler ile özdeşim gerekmemektedir, hatta
özdeşim empati kurmayı olumsuz etkileyebilir ( Dökmen, Mayıs
1997,s.14). Yine Batson'a göre empati psiko-sosyal bir
yetenektir ve de diğer kişinin duygularını onun göstereceği
mimiklere dayanarak anlamaya çalışmaktır. Empati kuran kişi
diğer kişinin iç dünyasındaki duygularına karşı duyarlıdır.
Empatik kişi diğer kişiyi üzgün ve depresif olma durumundan
iyileştirmeye çalışır. Empatik kişi muhtemelen empati kurma
yeteneğine sahiptir ve dinlediği kişinin duygularına karşı
duyarlıdır. Empatik iletişimci bilir ki diğer kişi hakkında
her hareketini ve onun hakkında her şeyi bilmenin imkanı
bulunmamaktadır ( Aubrey, 1987, p.225,226).

Farklı meslekler farklı duygusal zekayı gerektirirler.
Örneğin, başarılı bir satış yapabilmek için müşterinin ruh
durumunu ölçerek empati kurabilme yeteneğini gerektirir
(Murray, July 1998). Empati kuran bir kimse kendi hislerine ve
içgüdülerine güvenmelidir. Ayrıca empati kuracak olan kimse
kendi zihinsel dünyasında farklı roller yaşamaya istekli
olmalıdır (Katz, 1963, p.23).

Gerçek empati ise, diğer kişiyi olumlu bir niyetle ya da
umutla dinlemeyi gerektirir. Bu şekilde olumlu beklentiler
olumlu ilişkilerin kurulmasına yardımcı olur. Gerçek empati,
diğer kişinim olumsuz yargılarını desteklemektense o kişiyi
olumlu yönden desteklemeyi gerektirir. Bir insan diğer
insandan bir durumdan ya da olaydan beklentilerinin ne
olduğunu açıklamasını istediğinde ve o kişi de bunu yapar ise,
o kişi diğer insanları suçlama davranışını sergilemek yerine
kendi isteğinin ne olduğunun bilincine varacaktır ( Definition
of empathy, 1992).

İnsanlar genellikle diğerlerini dinlerken şu dört düzeyden
birini kullanırlar (Cüceloğlu, Ekim 1998, s.362);

· Önemsememe: Kişinin söylediğini dinler gibi görünür fakat
dinlemiyordur.

· Seçici Dinleme: Söylenenin ancak bazı kısımlarını duyar,
diğerlerine ilgi göstermez.

· Dikkatle Dinleme: Söylenen sözlere dikkat eder, hangi
kelimelerin kullanıldığını iyi bilir.

Empatik dinleme: Empatik dinleme kişiyi anlamak amacı ile
kullanılan aktif dinlemedir. Aktif dinleme, kişiyi kullanma
amacıyla kullanılırsa sadece bir teknik olur ve olumlu sonuç
alınamaz. Empatik dinleme kişiyi anlamayı birinci plana koyar.
Kişinin söylediği sözler hangi deneyimleri, öğrenimleri dile
getiriyor, kişi nasıl hissediyor, dünyayı ve kendini nasıl
gördüğü anlaşılmaya çalışılır. Karşıdakinin yaşantısı ile
dünyayı görmek empatidir.

Bir kimse diğer kişiyi empatik olarak dinlediğinde, diğer
kişinin ne söylediğini, ne hissettiğini sanki o kişi imiş gibi
anlamaya çalışır. Onun bir şeyi nasıl yaşadığını ve bunu nasıl
kavramlaştırmaya çalıştığını anlamaya çalışır. Kısa bir süre
için kişi empatik dinleme eylemini yaparken, kendi dünyasından
ayrılır (Caputo, 1994, s.189).

Empatik dinleme yapılırken gerçekleşen en yaygın hata, diğer
kişinin perspektifinden olaylara bakmaya isteksiz olmaktır.
Kişinin kendi dünyasından olaylara bakmaya saplanmış olması,
kendi geçmişine ve tutumlarına bağlanmış olması empatik
dinlemeyi gerçekleştirmesinin önünde bir engeldir. Bu durumun
çatışma yaratması muhtemeldir (Caputo 1994, s.190).

Empatik dinleme, diğer kişi ile aynı fikri paylaşma anlamına
gelmez. Yani diğer kişinin söylediğine kendini kaptırmak ve
onunla hemfikir olmak değildir (Caputo, 1994, s.191-192).

Empatik dinlemeyi geliştirmek için , kişi açımlama ve objektif
olma yöntemlerini kullanabilir. Açımlama tekniği bir dinlemede
kullanıldığında, dinleyen kişi konuşan kişinin söylediklerini
ona geri bildirim yolu ile iletir. Objektif olmak ise, diğer
kişide gördüklerini bir çarpıtma yapmadan ona iletmeyi
gerektirir (Caputo, 1994, s.192) .

İşyeri içerisinde anlaşmazlıklar çıktığında ve çatışmalar
yaşandığında, anlaşmazlığa düşen kişilerin empati göstermeleri
sonucunda anlaşmazlıklar ve çatışmalar çözülmüş olacaktır
(Aquino, Mart 2000).

Eğer bir kişi empatiyi başarmak istiyorsa, ilk önce diğer
kişiyi değerlendirmekten kaçınmalıdır. Eğer diğer kişi doğru
veya yanlış, iyi veya kötü olarak değerlendirilse, diğer
kişinin davranışlarını bu etiketler altında görülür. Diğer
kişinin arzularını, yeteneklerini deneyimlerini ve
korkularının öğrenmek empati kurmaya olumlu katkılar yapar.
Diğer kişinin duygularının nasıl oluştuğunu onun bakış
açısından görmeye çalışmak empati kurmak için gereklidir
(Devito 1995, p.108). Empati kurulurken diğer kişinin dünyayı
neden o gözle gördüğünü ifade etmesine izin verilmelidir
(Devito 1995, p.454).

Ayrıca her şeyden önce itaat ve her ne olursa olsun
emirlerinin yerine getirilmesini isteyen üstlerle çalışan
astlar bu ortamda bulunmaktan memnun olmayacaklarıdır. Ayrıca
kendilerinden sürekli itaat beklenen bireylerin benliklerinin
olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz olacaktır. Bu durumla
karşılaşan insanın ise o işten memnun olması söz konusu
olamaz.
SONUÇ

Bu çalışmada işyeri içerisinde geliştirilecek olan bir empatik
anlayışın muhtemel etkileri vurgulanmış ve işyerinde çalışan
insanların empatik anlayışı nasıl geliştirecekleri ve
kendilerine faydalı hale nasıl dönüştürecekleri üzerinde
durulmuştur.
Eğer empatik anlayış karşılıklı olarak geliştirilebilirse
bundan yarar görecek olan hem işçiler hem de işverenler
olacaktır.

Empatik anlayış doğrudan bir "artı değer" yaratan bir süreç
olmadığı için insanların bu anlayışa karşı isteksiz durmaları
normal olarak görülebilir. Ama şu da rahatça söylenilebilir ki
empatik anlayış yani "bir insanın diğer insan açısından
olaylara bakabilme çabası"nın olmadığı bir işyerinde
çatışmalar, kırılmalar, şikayet etmeler, kavgalar, yüksek
yaşanan işgücü devri ile karşılaşılması doğal bir sonuç
olacaktır.

Geleneksel yönetim anlayışından (otoriter, katı, aşırı
denetleyici) empatik yönetim anlayışına geçmek bir hayli zor
bir iştir. Yoğun çaba gerektirir. Örneğin otoriter
davranışların gelenek haline geldiği bir kurumda, üstlerin
empati kurmasını beklemek, esnek olmasını beklemek çok anlamlı
değildir. Otoriter yönetim anlayışında emirler üstten gelir,
kararları üst yönetim alır. Kapalı bir yönetim vardır.
Örneğin; işçilere disiplin cezası verilirken onlara
kendilerini savunma hakkı vermez. Kısacası işçilerin
perspektifinden olaylara bakılmaz. Sadece üst yönetimin
istekleri işyeri içerisinde karşılanmaya çalışılır. Bu
işyerinde çalışan işçilerle de olumlu ilişkilerin kurulması
söz konusu olamaz. Ayrıca otoriter yönetimlerde insanlara
güvenilmez. Bu koşullar içinde empatik anlayışın yönetim
içinde kullanılması bir hayli zordur.




fatos_fatos Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-11-2007, 01:12   #5
fatos_fatos
cCc Türk Kızı cCc
 
fatos_fatos - ait Avatar
 

Üye No : 4683
Mesajlar : 10.411
Üyelik Tarihi : 17.10.2005

Bulunduğu Yer : cCc*TÜRKİYE*cCc


Tecrübe Puanı : 2704
Karizma Puanı : 218072
Karizma Derecesi
fatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviye

Duygusal Zeka ve Empati


Bir köylü eşeğiyle katırını iyice yükleyerek şehre doğru yola çıkmış. Yol uzun, hayvanların yükü ise oldukça ağırmış. Katıra göre biraz daha yaşlıca olan eşek düz yolda, zorlanarak da olsa, vaziyeti idare edebilmiş. Ancak, dağa tırmanırken, bakmış ki dayanamayacak, katıra yükünün ağır geldiğini ve birazını alıp ona yardımcı olmasını rica etmiş. Katır bu ricayı duymazlıktan gelmiş ve bir süre daha yola böylece devam etmişler. Sonra birden, zavallı eşek, o ağır yükün altında düşmüş ve ölmüş.

Yola devam etmek zorunda olan köylü, bunun üzerine; önce, ölen eşeğin üzerindeki yükü almış ve katırın yükünün üstüne eklemiş. Daha sonra, ölen eşeğin derisini yüzmüş ve onu da katırın sırtına atmış.

Katır yaptığından pişman, yükü eskisinin iki katından fazla, “Ettiğimi buldum. Eğer eşeğe ihtiyacı olduğunda biraz yardım etseydim, şimdi bu halde olmazdım” diyerek, iç çekmiş.

(Anonim, Çev. SedenTuyan)

İletişimin olmazsa olmazı…

Hayatımıza şöyle bir baktığımızda bizim duygularımızı duyarlı bir şekilde dikkate alan ve bizim olumlu davranabilmemizi sağlayan insanların varlığı bizi mutlu eder, yokluğu ise üzer. Çünkü, başkalarının duygularını ve bakış açılarını kavrayabilen kişiler, etrafındaki insanların gereksinimlerini çok iyi anlar ve karşılarlar. Bu bakımdan, başarılı ve verimli ilişkiler kurabilen bir öğretmen, bir yönetici, eş ve ebeveyn kısacası insan olarak hayatın her kademesinde kurduğumuz diyalogların verimli birer alış verişe dönüşmesini sağlayan, problemlerimizi çözülür kılan ve sihirli bir fark yaratan sır, hep bu anlayış dolu yaklaşım tarzı olmuştur. Işte, bu yaklaşım tarzı “empati” nin özünü oluşturur. Bu tarzdan uzaklaşan ilişkilerde korku, öfke, uyumsuzluk, tutku eksikliği, neşesizlik ve en önemlisi verimsizlik hakim olmaya başlar.

Empati nedir?

Empati kişinin bir diyalog sırasında karşısındakinin duygu ve düşüncelerini anlayabilmesini ve böylece duyarlı bir yaklaşım içinde olmasını sağlayan bir Duygusal Zeka becerisidir. Empati becerisini iyi kullanabilen kişiler bu anlamda, iyi bir dinleyici olmalarının yanı sıra, karşıdaki kişinin dile getirmediği duygularını da sezebilir, bakış açılarını kavrayabilirler. Bu bakımdan, empati kişinin farklı olan ya da başka kültürden gelen insanlarla iyi geçinebilmesini sağlar.

(Goleman, 2003; Stein & Book, 2003).

Empati kurabilmemiz için gerekli olan üç öğe vardır (Rogers, 1970, Kasatura, 2003):

* Empati kuracak kişi kendisini karşısındakinin yerine koymalı, olaylara onun bakış açısıyla bakmalıdır.
* Empati kurmuş sayılmamız için karşımızdaki kişinin duygu ve düşüncelerini doğru olarak anlamamız gereklidir.
* Empati kuran kişinin zihninde oluşan empatik anlayışın karşıdaki kişiye doğru olarak iletilmemesi durumunda empati kurma sürecini tamamlamış sayılmayız.

Örneğin, bir arkadaşınızın;

Patronuyla arası bozuk ve canı çok sıkkın, haksızlığa uğradığını düşünüyor ve hararetli bir şekilde derdini sizinle paylaşıyor. Siz, kendinizi onun yerine koyup neler hissettiğini anlayabilirsiniz. Onun duygularını içinizde hissedebilirsiniz. Ama, sıra bu durumu ona ifade etmeye geldiğinde, her şey yolundaymış gibi gülerek “halledersin, boş ver” diyebilirsiniz. Işte böyle davrandığınızda, yüzünüzdeki ifade, söylediğiniz söz ve içinizdeki duygular arasında bir çelişki ortaya çıkar. Dolayısıyla da doğru empati kurmuş, fakat bunu karşıdakine yeterince iletememiş olursunuz. Iletme gerçekleşmediği takdirde empati tamamlanmış sayılmaz.

Duyguların dili.

Duygularımızı hem sözlü olarak hem de sözlü olmayan yollarla dile getiririz. Ancak, çok nadir duygularımızı kelimelere döker, daha çok başka yollarla ipuçları veririz. Başkasının ne hissettiğini sezebilmenin anahtarı ses tonu, jest ve mimikler, yüz ifadesi, değişik duruşları ve beden hareketleri gibi sözsüz ifadeleri okuyabilmektir (Goleman, 1995). Bebekler ve küçük çocuklar konuşabilene kadar kendilerini bu yolla ifade ederler. Anne, ya da bebeğin bakımını üstlenen kişiler onun ihtiyaçlarını vücut dilini okuyarak anlar ve karşılarlar.

Duygusal Zeka araştırmacısı, psikolog Dr. Goleman’a göre akılcı zihin sözcüklerle ifade bulur, duyguların tarzı ise sözsüzdür. Kişinin sözleri; ses tonu, el-kol hareketleri veya diğer sözsüz yollardan ifade edilenlerle çelişiyorsa, duygusal gerçek, aslen ne söylediğinde değil, nasıl söylediğinde saklıdır. Yapılan araştırmalar, duygusal mesajların yüzde doksanının hatta daha fazlasının sözsüz olduğunu göstermektedir. Bu durumda, insanların bize ilettikleri en önemli mesajları anlayabilmenin ve dünyayı başka bir kişinin bakış açısından görebilmenin yolunun, sözlü mesajların yanı sıra –hatta daha çok- sözsüz mesajları tanımak, anlamak ve yorumlamaktan geçtiğini söyleyebiliriz.

Diğer taraftan kişiye empatik tepki vermenin de başlıca iki yolu vardır. Yüz ifadesini, bedeni kullanarak onun anlaşıldığını göstermek ve sözlü olarak onu anladığınızı ifade etmek… Ancak en etkili yol bu ikisini birlikte kullanmaktır (Kasatura, 2003).

“Empati” tanımını iyi anlamak gerekir…

Başarılı iletişimin güçlü aracı “empati” yanlış anlamalara da açık bir kavramdır. Bu konuda üç genel yanlış anlama bulunmaktadır (Stein & Book, 2003):

* Empati “iyi bir insan olmak” anlamına gelmez. Sadece iyi insan olmak adına düşünce ve duygularımızı karşımızdakine doğru ve açık bir şekilde anlatamıyorsak, bu durum başka insanların duygularını kendi duygularımız gibi benimseyip herkesi hoşnut etmeye çalışmak anlamına gelir - ki bu durum bir kabusu andırır ve hareket özgürlüğümüzü kısıtlar.

* Empati çoğu kez “sempati” ile karıştırılmaktadır. Aslında bu iki kavram birbirinden çok farklıdır. Karşımızdaki kişiye sempati duyuyorsak, onun hissettiği duyguların aynılarını hissederiz ve karşımızdaki kişinin ne düşündüğü ve hissettiğiyle ilgili örneğin, ” sınavı kazanmana sevindim”, “kitabını kaybetmene üzüldüm” gibi “ben” ve “benim” vurgusunu hissettiren kendi yorumumuzu ortaya koyarız. Yani sempati duyduğumuz kişiyi anlamamız ve kendimizi onun yerine koymamız şart değildir. Bunlar iyi niyetli yaklaşımlar olmasına rağmen karşı tarafı etkilemekte yetersiz kalır. Oysa ki empati kurduğumuzda karşımızdaki kişiyle aynı duyguları ve görüşleri paylaşmamız gerekmez, sadece onun duygularını anlamaya çalışırız. Diğer bir deyişle empatik cümleler “sen” vurgusunu taşır. Bu durumda sözlü ifadelerimiz “sınavı kazandığına seviniyor olmalısın”, “kitabı kaybettiğine üzülmüşsündür” gibi karşımızdaki kişiyi anladığımızı hissettirecektir.

* Empatik yaklaşım, karşıdaki kişinin duygu ve düşüncelerini koşulsuz olarak kabul etmek anlamına gelmez. Bu anlamda “empati kurmak” karşındakini anlamak ve anladığın şeye saygı duymak sürecidir.

“Anlayış sahibine yaşam kaynağıdır.” Hz. Süleyman

Empati, empatiyi kuran kişi için de önemlidir. Empatik olmanın kişiye kazandırdıkları bazı avantajları şöyle sıralayabiliriz:

* Diğer insanlarla daha çok yardımlaşır ve bu yüzden de çevreleri tarafından daha çok özlenir ve sevilirler.
* Ne zaman ve ne kadar konuşmaları gerektiğini, ne zaman geri çekilip, ne zaman hamle yapabileceklerini iyi bilirler ve sonuç her iki tarafında yararına olur.
* Olayları ve insanları okur, sağlam veriler toplar, önemli detayları fark ederek hareketlerini uyarlar ve böylece maksimum etki yaratabilirler.
* Farklı insanlar karşısında ne tür strateji ve taktikler kullanabileceklerini bilirler ve bu yüzden özellikle iş ilişkilerindebaşarılı olurlar.

Empati geliştirilebilir…

Empati ölçülebilen ve geliştirilebilen bir beceridir. İşte size empati becerinizi geliştirebilmeniz için birkaç öneri…

* Iyi bir dinleyici olun ve sadece cevap vermek için değil, anlamak için dinleyin. Anladığınıza emin olmakiçin sorular sorun.
* Sadece kulaklarınızla değil bütün duyularınızladinleyin. Beden dili ve ses tonlarından iletişim halinde olduğunuz insanların duygularını okumayı deneyin. Farkettiğiniz duyguya neyin sebep olabileceğini anlamaya çalışın.
* Karşınızdaki kişinin derisinin altına girmeyi ve dünyayı onun gözleriyle görmeyi deneyin. Başkalarının duygu ve düşüncelerine saygıduyun.
* Insanların sözlü olarak ifade ettikleriyle, beden diliyle ortaya koydukları duygular arasındaki uyuşmazlıkları fark etmeye çalışın.
* Iletişim konusunda yaşadığınız olumsuz deneyimleri tekrar gözden geçirerek benzer durumlarla karşılaşmamak için bu deneyimlerden nasıl faydalanabileceğinizi düşünün.
* Kitap okurken veya film seyrederken karakterlerin neler hissettiklerini ve neden böyle hissedebileceklerini düşünün. Siz olsaydınız ne yapardınız?

Kolay gelsin…
Şevket Tekin




fatos_fatos Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-11-2007, 01:13   #6
fatos_fatos
cCc Türk Kızı cCc
 
fatos_fatos - ait Avatar
 

Üye No : 4683
Mesajlar : 10.411
Üyelik Tarihi : 17.10.2005

Bulunduğu Yer : cCc*TÜRKİYE*cCc


Tecrübe Puanı : 2704
Karizma Puanı : 218072
Karizma Derecesi
fatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviye

Empati (Duygudaslik) Nedir ?


Her insan dünyaya, kendine özgü bir bakış açısıyla bakar; kendisini ve çevresini, kendisine özgü bir biçimde algılar. Bir insanı anlamanın en iyi yolu dünyaya onun bakış açısıyla bakılmasıdır. Bunun için kişinin rolüne girilerek onun yerine geçerek, olaylara bakış açısı ve algılama biçimi yakalanabilir.

Empati, bir insanın kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır. Karşıdaki kişinin penceresinden bakmak, onun ne duyduğunu, ne hissettiğini, niçin öyle davrandığını, niçin öyle düşündüğünü anlayabilme becerisidir.

Empatinin tam olarak gerçekleşmesinin üç kuralı vardır;

-Bir insanın kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak, olaylara onun bakış açısıyla bakmak,
-Karşıdakinin duygu ve düşüncelerini doğru olarak anlamak ve hissetmek,
-O kişiyi anladığını ona ifade etmek.




fatos_fatos Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Eski 03-11-2007, 01:14   #7
fatos_fatos
cCc Türk Kızı cCc
 
fatos_fatos - ait Avatar
 

Üye No : 4683
Mesajlar : 10.411
Üyelik Tarihi : 17.10.2005

Bulunduğu Yer : cCc*TÜRKİYE*cCc


Tecrübe Puanı : 2704
Karizma Puanı : 218072
Karizma Derecesi
fatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviyefatos_fatos Yüksek Seviye

Empatinin Tanımı ve Tarihçesi


Empati, bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır. Basit gibi gözüken bu tanımın gerisinde pek çok kuramsal öğe bulunmaktadır ve belki de bu yüzden sözkonusu tanıma ulaşılması oldukça zaman almıştır. Günümüzde "empati" denildiğinde akla Carl Rogers ve onun konuya ilişkin çalışmaları gelir. Psikoterapi alanında empatik iletişim kurma becerisiyle ünlenmiş Rogers' ın adı ile empati kavramı adeta özdeş hale gelmiştir. Bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi sürecine "empati" adı verilir. Yukarıdaki empati tanımı üç temel öğeden oluşmaktadır. Bir insanın karşısındaki bir kişi ile empati kurabilmesi için gerekli olan bu öğeleri şöyle sıralayabiliriz:

1) Empati kuracak kişi kendisini karşısındakinin yerine koymalı, olaylara onun bakış açısıyla bakmalıdır. Başka bir söyleyişle, empati kurmak isteyen kişinin karşısındaki kişinin fenomonolojik alanına girmesi gereklidir. Fenomenolojik alan nedir? Psikolojideki fenomenolojik yaklaşıma göre her insanın bir fenomenolojik alanı verdır. Her insan gerek kendisini gerek çevresini, kendisine özgü bir biçimde algılar; bu algısal yaşantı özneldir (subjektiftir); kişiye özgüdür. Yani her insan dünyaya, kendine özgü bir bakış tarzıyla bakar. Eğer bir insanı anlamak istiyorsak, dünyaya onun bakış tarzıyla bakmalı, gerçekleştirmek için de empati kurmak istediğimiz kişinin rolüne girmeli, onun yerine geçerek adeta olaylara onun gözlüklerinin gerisinden bakmalıyız. Karşımızdaki kişinin rolüne girerek empati kurduğumuzda, o kişinin rolünde kısa bir süre kalmalı, daha sonra da bu rolden çıkarak kendi rolümüze geçebilmeliyiz. Aksi halde empati kurmuş sayılmayız. Karşımızdaki ile özdeşim kurmak (ona benzemek) veya ona sempati duymak, empatiden farklı şeylerdir.

2) Empati kurmuş sayılmamız için, karşımızdaki kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamamız gereklidir. Karşımızdakinin yanlızca duygularını veya yanlızca düşüncelerini anlamış olmak yeterli değildir. Empatiyi tanımlarken bu noktayı vurguladığımızda, empatinin iki temel bileşeninden söz etmiş oluyoruz. Bunlar empatinin bilişsel ve duygusal bileşenleridir. Karşımızdakinin rolüne girerek onun ne düşündüğünü anlamamız, bilişsel nitelikli bir etkinlik (bilişsel rol alma/bilişsel perspektif alma), karşımızdakinin hissettiklerinin aynısını hissetmemiz ise duygusal nitelikli bir etkinliktir (duygusal rol alma/duygusal perspektif alma.) Bilişsel rol alma duygusal rol almanın ön şartı sayılabilir. Empatinin bileşenlerinin ne olduğu konusunda araştırmacılar arasında, bazı görüş farklılıkları vardır. Örneğin Hoffman’ a (1978) göre empatinin, bilişsel, duygusal ve güdüsel (motivasyonel) olmak üzere üç bileşeni vardır. Bazı araştırmacılar empatinin bilişsel yönünü, bazıları ise duygusal yönünü vurgulamaktadır. Fakat çoğunluğun üzerinde uzlaştığı görüş, empatinin bilişsel ve duygusal bileşenlerden oluştuğu yolundadır.

3) Empati tanımındaki son öğe ise,empati kuran kişinin zihninde oluşan empatik anlayışın, karşıdaki kişiye iletilmesi davranışıdır. Karşımızdaki kişinin duygularını ve düşüncelerini tam olarak anlasak bile eğer anladığımızı ifade etmezsek empati kurma sürecini tamamlamış sayılmayız. Araştırmacılar,insanların zihinlerinde kurdukları empatiyle, karşılarındaki kişiye ilettikleri empati arasında farklılık olduğunu belirtmektedirler. Karşımızdaki insanlara empatik tepki vermenen iki yolu vardır: Yüzümüzü/bedenimizi kullanarak onu anladığımızı ifade etmek. Empatik tepki vermenin en etkili yolu herhalde bu ikisini birlikte kullanmaktır. Bir sıkıntımız olduğunda, bizimle konuşan kişi, dostça bir gülümsemeyle kolumuza dokunup sıkıntımızı sözelleştirirse, örneğin "son günlerde çok bunalmışsın" derse, rahatladığımızı hissedebiliriz.

Bir Halk Masalında Empati
Göğsü kınalı bir serçe varmış. Gök gürlediği zamanlar tir tir titreyerek yere yatar, gök yıkılmasın diye de ayaklarını havaya kaldırırmış. Bir yandan da "korkumdan kırk kantar yağım eridi" dermiş. Birgün birisi demiş ki "sen kendin beş dirhem gelmezsin; nerden oluyor da kırk kantar yağın eriyor?"Bunun üzerine serçe şu cevabı vermiş; herkesin kendine göre dirhemi, kantarı var; siz ne anlarsınız". Yukarıdaki masalda verilmek istenen mesaj kanımca şudur: Her insanın -hatta her canlının- olaylara kendine özgü bir bakış açısı (fenomenolojik alanı) vardır. Dışardan baktığımızda bunu göremeyiz ve bu yüzden de onun bazı davranışlarına anlam veremeyiz.Kendimizi karşıdakinin yerine koyup olaylara onun gözüyle bakabilirsek, ancak bu durumda onun duygularını ve düşüncelerini anlamamız, dolayısıyla da davranışlarına anlam vermemiz mümkün olur.


Ürününüzü ve Web Sitenizi Tanıtmak mı İstiyorsunuz? Hemen Yandaki Butona Tıklayıp sizde Google Reklamlarıyla Tanışın

Empatinin Sempatiden Farklılığı
Bir insana sempati duymak demek, o insanın sahip olduğu duygu ve düşüncelerin aynısına sahip olmak demektir. Karşımızdaki kişiye sempati duyuyorsak, onunla birlikte acı çekeriz yada seviniriz. Empati kurduğumuzda ise karşımızdakinin duygu ve düşüncelerini anlamak esastır. Kendimizi sempati kurduğumuz kişinin yerine koymamız ve onu anlamamız şart değildir; sempatide "yandaş" olmak esastır. Empati kurduğumuzda ise karşımızdaki kişiyle aynı duyguları ve görüşleri paylaşmamız gerekmez; sadece onun duygularını ve düşüncelerini anlamaya çalışırız. Bir insanı anlamak başka şeydir, ona hakvermek başka şey. Empatide anlamak, sempati de ise anlamış olalım ya da olmayalım, karşımızdakine hak vermek sözkonusudur.

Empati Kurma ve Yardım Etme Davranışı
Empati kurmanın yardım etme davranışına nasıl dönüştüğü hakkında başlıca iki kuramsal açıklama vardır: Bunlardan birincisine göre, sıkıntı içinde bulunan kişi ile empati kuran kişi, karşısındakinin durumunu anladığı için sıkıntıyı gidermek yani kendisini rahatlatmak için o kişiye yardımda bulunur. İkinci açıklama ise şöyledir: Sıkıntıda bulunan kişi ile empati kurarak onun durumundan haberdar olan kişi, diğergam bir davranışta bulunarak, sıkıntıdaki kişiyi rahatlatmak amacıyla ona yardım eder. Yukarıdaki açıklamaların birincisine göre, yardım davranışının temelinde egoist bir güdü, ikincisine göre ise diğergam (altruıstic) bir güdü bulunmaktadır. Empati sadece kendisiyle empati kurulana yararı olan bir etkinlik değildir. Empati, empatiyi kuran kişi için de önemlidir. Empatik becerileri ve eğilimleri yüksek olan, bu yüzden de diğer insanlara yardım eden kişilerin, çevreleri tarafından sevilme ihtimalleri artar. Bell ve Hall(1954) yaptıkları araştırmada, liderlik özelliğine sahip kişilerin empati kurma becerilerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Bir araştırmada, piyano ve keman çalan gençlerin empatik becerileri ve kendilerine yönelik saygı düzeyleri, müzikle uğraşmayan gençlerinkine oranla daha yüksek bulunmuştur. Yine benzeri bir araştırmada, kedi köpek gibi evcil hayvanların beslendiği evlerdeki çocukların empatik becerileri (bilişsel ve duygusal rol alma becerileri), evcil hayvan beslenmeyen evlerdeki çocukların empatik becerilerinden daha yüksek bulunmuştur.Bu bulgular,kişilerin ilgi alanları ile empatik becerileri arasında ilişki bulunduğu anlamına gelmektedir. Müzik, evcil hayvan gibi uğraş edinmek muhtemelen kişilerin empatik anlayışlarını/becerilerini arttırmaktadır. Bir araştırmaya göre, meraklarına anne ve babalarından karşılık bulan çocuklar, yetişkin olduklarında, aynı ortamda yetişmeyenlere oranla daha yüksek empatik ilgiye sahip olmaktadırlar.

Aşamalı Empati Sınıflaması
Onlar Basamağı
Bu basamakta tepki veren kişi karşısındaki kişinin kendisine anlattığı sorun üzerine düşünmez, sorun sahibinin duygu ve düşüncelerine dikkat etmez, bu soruna ilişkin kendi duygu ve düşüncelerinden söz etmez. Sorunu dinleyen kişi, sorun sahibine öyle bir geri bildirim verir ki, bu geri bildirim, o ortamda bulunmayan üçüncü şahısların (toplumun) görüşlerini dile getirmektedir. Bu basamakta tepki veren kişi, birtakım genellemeler yapar, atasözleri kullanır. Örneğin parasını israf ettiği için yakınan bir kişiye "ayağını yorganına göre uzat" dersem, Onlar basamağında bir empatik tepki vermiş olurum. Bu sözlerimle karşımdaki kişinin ya da benim duygu ya da düşüncelerimiz yer almamakta, yalnızca toplumun bu konu ile ilişkin görüşü yansıtılmaktadır.

Ben Basamağı
Bu basamakta empatik tepki veren kişi, benmerkezcidir; kendisine sorununu anlatan kişinin duygu ve düşüncelerine eğilmek yerine, sorunun sahibini eleştirir, ona akıl verir; bazende kişiyi kendi sorunlarıyla başbaşa bırakıp kendinden söz etmeye başlar. Örneğin "ben" basamağına uygun empatik tepki veren bir kişi, dinlediği sorun karşısında "üzüldüm, aynı dert bende de var" der ve böylece sorun sahibini sorunuyla yüzüstü bırakıp kendi sorunlarını anlatmaya başlar. Ben basamağında empatik tepki veren kişi, karşısındaki insanı bir ölçüde rahatlatabilir.

Sen Basamağı
Bu basamakta empatik tepki veren bir kişi, kendisine sorununu ileten kişini rolüne girer, olaylara o kişinin bakış açısıyla bakar. Yani kendisine iletilen sorun karşısında, toplumun ya da kendisinin düşüncelerini dile getirmez, doğrudan doğruya karşısındaki kişinin duyguları ve düşünceleri üzerinde odaklaşarak, o kişinin ne düşündüğünü ve hissettiğini anlamaya çalışır. Yukarıda sıralanan üç temel empati basamağını kapsayacak şekilde on alt Basamak oluşturdum:

1.Senin problemin karşısında başkaları ne düşünür, ne hisseder: Bu basamakta empati kurmaya çalışan kişi, birtakım genellemeler yapar, felsefi görüşlere, atasözlerine başvurabilir, dinlediği soruna ilişkin olarak genelde toplumun neler hissedebileceğini dile getirir; sorununu anlatan kişiyi toplumun değer yargıları açısından eleştirir.
2.Eleştiri: Dinleyen kişi, sorununu anlatan kişiyi kendi görüşleri açısından eleştirir,yargılar.
3.Akıl Verme: Karşısındakine akıl verir, ona ne yapması gerektiğini söyler.
4.Teşhis: Kendisine anlatılan sorunu ya da sorunu anlatan kişiye teşhis koyar; örneğin "bu durumun sebebi toplumsal baskıdır" ya da "sen bunu kendine fazla dert ediyorsun" der.
5.Ben de Var: Kendisine anlatılan soruna ya da sorunun benzerinin kendisinde de bulunduğunu söyler; "aynı benim başımda" diye söze başlar ve kendi sorununu anlatmaya başlar.
6.Beni