![]() |
|
|||||||
| Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Takvim | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
![]() |
|
|
Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 |
|
Co Administrator
![]() Üye No : 13105
Mesajlar : 18.817
Üyelik Tarihi : 10.04.2006
Bulunduğu Yer : Güven denilen bir olgunun uzak olmadığı yerden..
Tecrübe Puanı : 5000
Karizma Puanı : 354761
Karizma Derecesi ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Ünlü şair Gamoneda’nın Nazım için söyledikleri
Franko dönemini yaşayan İspanyolların ünlü şairi Antonio Gamoneda İstanbul’daydı. Gamoneda hayatında Nazım Hikmet’in etkisini şu sözlerle anlatıyor: “Bir kitabımda ondan ciddi ciddi esinlendim. Kitabın kaderi de onunkine benzedi; yasaklandı.” İspanya’nın en ünlü şairlerinden Antonio Gamoneda Akdeniz ve Ortadoğu turu çerçevesinde Cervantes Enstitüsü’nün konuğu olarak İstanbul’a geldi. Nazım Hikmet’in onun rehberi olduğunu söyleyen 76 yaşındaki Gamoneda 2006 yılında Cervantes Edebiyat Ödülü’nü kazandı ve ‘kader arkadaşı’ Nazım’dan dizeler okudu. 1931’de Oviedo’da doğan Antonio Gamoneda henüz 3 yaşındayken şair babasını kaybetti. Leon kentinin en fakir bölgesinde bir işçi mahallesi olan El Crucero büyüdü. Franko rejimi döneminde faşistlerin iç savaş boyunca uyguladıkları baskı ve şiddete tanık oldu. Annesi sabahlara kadar terzilik yapıyor, Gamoneda ise kendi kendine okuma yazmayı öğreniyordu. OKUMAYI BABAMIN KİTABINDAN SÖKTÜM “1936 yılında 5 yaşındaydım. İspanya’da iç savaş vardı. Okullar kapalıydı. Okumayı öğrenmeyi çok istiyordum. Annemle Asturias’dan Leon’a taşınmıştık ve evimizde sadece bir kitap vardı. O kitap da rahmetli babamın yazdığı şiir kitabıydı. Annem dikiş dikerek geçimimizi sağlıyordu, ben de babamın kitabındaki sözcükleri kendi kendime sökerek okumaya çalışıyordum. Okumayı şiirle öğrendim. Çok küçük olduğum için yazdıklarının gerçek anlamda ne ifade ettiğini anlayamadım ama yeni bir dünya ve yeni duygular keşfetmiştim. Bir anda şiirin özelliklerini ve düşüncelerini tanımaya, anlamaya başladım.” Evet, babamın bana sunduğu bir dünya keşfetmiştim ama aslında hayata tutunmamı sağlayan aslında annemdi. Annemle hatıralarım hep ‘ihtiyaçlar’ üzerine kurulu. Onu ne zaman hatırlasam, açlık, yokluk, baskı ve şiddet gelir aklıma. Hayatta verilmiş en büyük ceza nedir biliyor musunuz, açlık...” Gamoneda şiirinden birkaç dize okuyor: Ben sessiz süt gibi Gecenin ne kadar tatlı olduğunu, ne kadar Büyük, hayatımdan da büyük olduğunu hissediyorum Anne Onlar gece ile birlikte senin ellerindi Bu yüzden yaşam beni seviyordu BEN HEP ‘TAŞRA ŞAİRİ’ OLARAK KALACAĞIM “20 Haziran 1936’da Leon askerlerin baskınına uğradı, kent bir anda tanınmaz hale geldi. Mahallemizde insanların cezalandırıldığına, hatta sokaklarda öldürüldüğüne şahit oldum. Görünürde savaş yoktu ama askerlerin baskısı altında yaşıyorduk. Geceleri duyduğum çığlıklar kulaklarımdan gitmiyor. Yaşananlar dehşet vericiydi, etkileri iç savaştan sonra da devam etti. Düşünebiliyor musunuz, küçücük bir çocuğun gözleri bu yaşananları nasıl algılıyor! Yaşadıklarım ne kadar acı da olsa hayatımı değiştirdi. Bugün halen Leon halkıyla aynı dili konuşuyor ve onların duygularını paylaşıyorum. İspanya’nın her eyaletinde çeşitli insanlar var ve farklı özelliklere sahipler. Ama Leon benim için çok farklı bir anlam taşıyor. Tüm dünyada bilinen bir şair olsam da, ben hep ‘taşra şairi’ olarak kalacağım.” NAZIM’IN KİTABINI ELİME ALDIĞIMDA... “Biri bana Nazım Hikmet’in kitabını önermişti, kim olduğunu şu anda hatırlamıyorum. Nazım Hikmet’i Fransızca okumak zorundaydım, çünkü Franko rejimi sırasında çok ağır bir sansür vardı ve ülkede Nazım’ın kitapları yasaklanmıştı. Hasan Güreh’in yaptığı Fransızca çeviriyi okudum. Nazım’ın kitabını elime aldığımda sanki onu kollarıma almış gibi hissettim. Nazım ve ben aynı duyguları, aynı düşünceleri, aynı ideolojiyi ve benzer hayat tecrübelerini paylaşıyoruz. Her şairin ve yazarın kendine öz dili vardır, fakat düşüncenin temeli birbirine benzer. Bizimki böyle bir şeydi.” NAZIM’DAN CİDDİ ANLAMDA ESİNLENDİM “Sansür, İspanya Franko rejimi altındayken çok ağırdı. Ben de ciddi bir çöküş yaşadım. 1962 yılında yazdığım kitap, eminim hepinize tanıdık gelecek çünkü orada ciddi anlamda Nazım Hikmet’in düşüncelerinden esinlendim. O kitabın kaderi de tıpkı Nazım’ınki gibi oldu; sansürü geçemedi. Sansürlü bir yazar olarak eser vermeye devam ettiğinizde, daha yaratıcı olmanız gerekiyor, çünkü onun sınırları çerçevesinde hem özgür olduğunuz, hem de karşı durduğunuz şeylere eleştirel bakışınızı sürdürebilmeniz gerekiyor.” AŞK, KAYIP VE KEDER ÜZERİNE “Madalyonu eline aldığında bir tarafında aşk vardır, diğer tarafında keder. Aşk, ölüm ve keder kol kola gezer. Daha doğrusu aşk ve ölümü birbirine yakıştırmak benim şiir dilinde kendi ifadem ama bu aynı zamanda kolektif bir düşünce. Çünkü hepimiz aynı dünyada yaşıyor, benzer acıları çekiyor, benzer haksızlıklara uğruyoruz. Bence aşkı doğuran şey hayatta yaşanan acılardır. Ölüme gelince... Mutluluk ve aşk ne kadar hayatımızın bir parçasıysa ölüm de bir parçasıdır.” Antonio Gamoneda’nın Nazım Hikmet’i anlattığı şiir: NAZIMI MIRILDANMAK Boynumda kemik sesleri Kafa tasımın gıcırdadığını, daraldığını hissediyordu, doktor. Özellikle hüzün var ise. Bilmiyorum... Yedi yıl oldu, düşünceler yerine gürültüler ve büyük bir pelte var başımda doktor. Güvenecek, sabırlı olacağım Ne söylerseniz yapacağım. Mümkün olabilir. Arkadaşlarımı düşünebilmek adına İlaçlarımı da alacağım. Fakat olan şu ki doktor, Aşk yüzünden ve karşı koyma düşüncesinden kaynaklanan bir rahatsızlığım var. Öyle ise, boşverin bu bizim sadece doğal sesimizden ileri bir şey değil. Hayatta kalacağım, Başımdaki bu gürültü de olsa daha iyi.
![]() Lider dediğin ATATÜRK gibi OLMALI. Büyüklük odur ki kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın. Memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, seni yoldan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen burada direneceksin. Önünde sonsuz engeller yığılacaktır. Kendini büyük değil, küçük, araçsız hiç telakki edecek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacak, ondan sonra sana büyüksün derlerse bunu diyenlere güleceksin. ![]() Oldu mu VATAN Öldü mü EFSANE olmalıdır ! ![]() ![]() Yeni Türk Devleti ile Ankara Antlaşması' nın imzalanması nedeniyle; "Bizi arkadan vurdu, dağ başındaki haydutlarla, Mustafa Kemallerle anlaştı" diyenlere Fransız Başbakanının Mecliste verdiği cevap: Dağ başındaki haydutlar diye isimlendirdiğiniz kahraman Mustafa Kemal ve O' nun tüm askerleri burada olsalardı teker teker hepsinin heykellerini dikerdik. Böylesine kahraman bir antlaşma imzalamaktan gurur duyuyorum. (1921) Fransız Başbakanı BRIAND |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|